Zeki Müren Halıları

”Milano Tasarım Haftası 9- 14 Nisan tarihleri arasında gerçekleşti. Yüzlerce tasarımın görücüye çıktığı haftada Zeki Müren imzalı halılar tasarım tutkunlarının beğenisine sunuldu.”

Bu haberi görünceye kadar Zeki Müren’in halı tasarladığını duymamıştım. Bu halıların daha önce neden gündeme gelmediğini, neden herhangi bir yurt içi organizasyonda sergilenmediğini de merak ettim açıkçası.

Zeki Müren Mimar Sinan Üniversitesi Yüksek Süsleme Bölümü mezunu. Okuldan sonra da çizmeye, tasarlamaya devam eder. Eserlerini sergilerle meraklılarına ulaştırır.

Müzikal şöhreti artarak ilerlerken bir yandan da çizmeye devam eder. Tasarımcı yönünü aslında kendi tasarladığı kostümlerle insanlara göstermektedir. O yıllarda kimsenin değil giymeye aklından geçirmeye dahi cesaret edemediği tasarımlarla sahneye çıkmaktadır.

Sadece desen ve kostümle de kalmaz, gazinoda şarkı söylerken seyirciyle iç içe olabilmek için daha önce hiç görülmemiş ”T” şeklinde bir sahne bile tasarlar.

Ardında bıraktığı izlerden biri de birkaç yıl önce ortaya çıktı. 1968’de, İstanbul’daki evinde kullanmak üzere Isparta’da bir dokuma ustasına 12 adet halı sipariş etmişti. Bu halıların üzerinde bulunan desenlerin tamamını kendi çizmekle kalmadı, her birine ayrı isimler vererek üstlerine imzasını da attı.

Halıların desenleri ve renkleri klasik halılardan çok farklı. Milanolu antika halı meraklısı David Sorgato bu halılar için şöyle diyor: “Ultra modern, çağdaş ve sofistike…”

Halıların tasarımları kadar isimleri de ilgi çekici. Sanat Güneşi, “Örümceğin Vefası”, “İhanetin Şimşek Şimşek”, “Nereye Kaçtın Sen?”, “Kezban’ın Çilesi”, “Mora  Bayılırdım Seni Tanımadan”, “Kırıldım Bıldırcınlara” gibi aslında kendi kişiliğini yansıtan oldukça farklı isimler vermişti halılarına.

Halıları keşfettiği günden beri koleksiyonuna eklemeye çalışan 35 yıllık halı-kilim tüccarı Hüseyin Kaplan, 15 yıldır bu halıların peşinde olduğunu, yaklaşık 20 yıldır bu halıların üretilmediğini, karşılaşılan her halının giderek daha da değerleneceğini söylüyor.

Milano’daki serginin küratörlüğünü yapan David Sorgato da halıları Hüseyin Kaplan’dan almış. Kaplan’ın Sultanahmet’teki galerisinde bu halılardan dördü sergileniyor.

Şarkılarıyla, sesiyle, kostümleriyle, kişiliğiyle gönüllere yerleşen Zeki Müren; son olarak halılarıyla içimizi, gönlümüzü, dünyamızı renklendirdi.

Gerçekten her anlamda bir ”Sanat Güneşi” olan sanatçıya olan vefa borcumuzu, kültürümüze kattığı bu aziz hatıralara sahip çıkarak ödeyebiliriz ancak.

Mehmet Karagöz hakkında 18 makale
Türk dili, otomobil, mimari ve tasarımın her çeşidine ilgi duyan bir Türkçe öğretmeniyim. Öğrendiklerimi paylaşmak için Şirazduvarı'ndayım.

2 yorum

  1. Harika bir yazı teşekkürler. Halı biz Türkler için vazgeçilmemesi gereken bir eşya. Sanatın pragmatik bir alana uygulanması hep hoşuma gitmiştir. Yeşil renk olanı ve piknik örtüsü gibi olanı edinmek isterim mutlaka. Umarım ilerde bu desenleri halı satın almaya gittiğimizde görürüz mağazalarda.

  2. Rica ederim. Bu desenleri birkaç yabancı markanın üretmek istediği söyleniyor. Umarım üreten biz oluruz. Kültürümüz çok zengin aslında sadece sahip çıksak bile onlar bizi daha gelişmiş yapacak. Ama biz yok ediyoruz. Üretilirse eğer ben de tavus kuşu desenli olan ”Bayram Yeri”ni alırım.

Bir Cevap Yazın