Açık Kültür, Sosyal Bilimler

Zihin : Bir Neden Üretme Makinesi

Eylemlerimizin son derece mantıklı nedenleri mi vardır yoksa yaptıklarımıza göre beynimiz bir olay ya da anlam örgüsü mü kurar? En azından bazı durumlarda beynimizin gerçek olan yerine duruma uygun bir senaryo ürettiğini varsaymak için nedenlerimiz var. “Bilinçli zihinlerimizin çoğunlukla davranışlarımızı kontrol etmeyip sadece eylemlerimiz hakkında bize hikâyeler anlattığı keşfedildi.”

Olaylar arasında nedensel bağlantılar yoksa onları anlamlandıramayız. Nedensellik bizim dünyayı kavramamızın yolu. Bu yüzden zihnimizin neden sonuç kurma yetisinin çok gelişmiş olması beklenebilir. Rüyalarımızın çok kısa sürdüğü biliniyor. Belki birkaç saniyelik elektrik sinyallerini uyanınca ayrıntılı olaylar olarak anlatmamızın ardında da aynı mekanizma vardır. Birbirinden bağımsız birkaç elektik sinyalinden bir hikaye yazıyor olabiliriz.

Zihnimizin tek parça olmadığı, tek benliğin bir yanılsama olduğu biliniyor. Ayrık beyin hastalarıyla ya da çeşitli şekillerde yapılan deneylerde tek benlik yanılsamasının ve zihnimizin neden sonuç oluşturmak için nasıl çaba harcadığı görülebiliyor. Tutarlı bir hikaye oluşturmak için olaylar arasında bir tutarlılık olması gerekmiyor. Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabında anlatılan bir deneyde insanlara tamamen rastlantısal olarak kazandıkları ya da kaybettikleri söyleniyordu. Deneklere neden kazandıkları ya da kaybettikleri sorulduğunda kendilerince bir hikaye anlatıyorlardı.

Bilimciler beyindeki iki farklı yarım küre ile ayrı ayrı iletişim kurarak olanları incelediğinde ilginç bir durumla karşılaştılar. Denekler, birbirinden habersiz talimat alan kürelerin, talimat gereği yaptığı şeyleri açıklarken, gerçekle ilgisiz ama tutarlı bir hikaye anlatıyorlardı.

Örneğin araştırmacı (aleti sadece sağ yarı kürenin görebileceği görsel alanda tutarak) sağ yarı küreye “YÜRÜ” şeklinde bir komut ışığı yakarsa, kişi bu isteğe itaat eder ve odadan dışarı çıkar. Fakat kişiye (aslında kişinin sol yarık üresine) neden ayağa kalktığı sorulduğunda “gerçekten bilmiyorum” veya “beni bir şey dürttü” ya da “ameliyat geçirdiğimden beri yıllardır üzerimde deney yapıyorsunuz, bazen de bana bir şeyler yaptırıyorsunuz, ama gerçekte benden ne yapmamı istediğinizi bilmiyorum” demek yerine, bütün samimiyetiyle “meşrubat almak için” kalktığını söyleyecektir. 

Benzer olarak kişinin sol yarı küresine tavuk, sağ yarık üresine kar yağışı gösterilip, iki yarı küreden de gördükleri şeyle ilgili bir resim seçmesi istenirse (her yarı küre farklı bir el kullanır), sol yarı küre bir pençe resmi (doğru), sağ yarı küre de kürek resmi seçer (bu da doğru). Fakat sol yarı küreye kişinin bu resimleri neden seçtiği sorulduğunda, neşeyle “çok basit; tavukta pençe vardır, tavuk kümesini temizlemek için de küreğe ihtiyaç duyarsınız” der.28 Hastanın sol yarı küresindeki palavra üreten yapının, beynimizin geri kalanından çıkan heveslere anlam kazandırmaya çabalayan kendi palavra jeneratörümüzden farklı davrandığını düşünmek için hiçbir sebebin olmaması ürkütücüdür.

Boş Sayfa: İnsan Doğasının Modern İnkârı / Steven Pinker

Boş inançlar da kendi içinde bir nedensellik barındırır.

Neden üretme konusu gündelik hayata baktığımızda da biraz karışık görünmektedir. Örneğin bir doğal afet, deprem diyelim, olduğunda çeşitli çevreler çeşitli yorumlar yapabilirler. Bu olayın nedensiz olamayacağını düşünürler ve bu nedenin bir dayanağı olması gerekmez. Neden ben? sorusu da böyledir. Yine nazar, göze gelmek, şom ağzını açmak gibi anlayışlar neden üretme mekanizmasının sağlıksız da olsa çalışmasıyla ilgili örnekler gibi geliyor bana.

Bir kabileye göre hiç doğal ölüm olmadığını anlatıyordu Claude Levi-Strauss. Bir ölüm varsa mutlaka buna düşman kabile sebep olmuştur. Büyüyle. Doğal ölüm yoktur. Ormana giden üç kadından birine timsah saldırdı ve öldü. Peki ama neden diğer iki kadın değil de o öldü? Timsaha büyü yapılmış olmasıydı bunun sebebi.

Bugün zeka testlerimizde bile farklı eşyalar arasında bağıntı kurmamızı isteyen sorular var. Bir ortak nokta, ya da ortak işlevi keşfetmesi bekleniyor teste girenin. Yine önemli bilimsel gelişmeler kurulan doğru nedenselliklere dayanıyor. Neden üretebilme büyük bir beceri, eğitimle bu beceri evreni anlamanın anahtarıyken serbest bırakıldığında büyük toplumsal yıkımları tetikleyebiliyor. Neden üretme mekanizması ve nedensellik çok ilginç ve üzerine daha çok tartışılacak bir konu gibi görünüyor.

Bir Cevap Yazın