Şu soruyla başlayalım, uluslararası yaptırımlar, yaptırıma uğrayan devlet üzerinde ne kadar başarılı olur? Ya da olurdu? Bazı araştırmalara göre ciddi meselelerde yaptırımların başarı oranı %5-15 düzeyinde. Ciddi araştırmalar bir yana nükleer silah sahibi olmasın diye yaptırımlara maruz kalan Kuzey Kore, Pakistan ya da İran’ın durumuna bakmak yeterli. İki başarısızlık bir belirsizlik. Bu elbette yaptırımlar hiçbir işe yaramıyor demek değil. İşe yararlığı zamanla azalmış olan yaptırımların bir ülkeyi etkileme gücü ülkenin içinde bulunduğu duruma göre değişiyor. Küba, İran ve Rusya üzerindeki yaptırımlar farklı sonuçlar verdiler. Dışlamayla ilgili yaptırımlar ülkenin ekonomik durumuyla yakından ilgili. Daha az gelişmiş devletlerde yaptırımlar gıda kıtlığı gibi dramatik bir sonuca yol açarken gelişmiş bir devlete uygulandığında yavaşlatma ve geride bırakma çabası olarak kalıyor.
Yaptırım süresi uzadıkça ülkelerin geride kalarak modern dünyadan koptuğuna inanabiliriz fakat bunu söyleyebilmemiz için ülkenin bir zamanlar çok ileride olduğundan emin olmamız gerekir. Yaptırımlar bir ülkeyi geride mi bıraktı yoksa geri kalmışlığın kılıfı mı oldular? Mesela Rusya Mercedes yaparken Lada yapmaya mı başladı? Bir halka yaptırım uygulandığında halk Mercedes yerine Lada’ya binmeye başlarsa bu durumun uzun süreli etkileri neler olabilir? Halk yaptırımlar altında yaşamaya alıştıktan sonra ülke bazı sorunları çözebilirse uzun süre yoluna devam edebilir. En uzun süre yaptırıma maruz kalan Kuzey Kore, Küba ve İran bunun örnekleridir. Yaptırımlar halkın huzurunu kaçırır mutlaka, ancak amaç halkın huzurunun kaçması değil de düşman ülkeyi değiştirmekse başarılı olmayabilir.
Yaptırımlar Küba halkını marketlerde rafların boşalması, gıda ve enerji krizi ve ulaşım teknolojileri dahil teknolojiye yaklaşamama şeklinde etkiledi. Ülke felç oldu. İran’da halk ilaç ve tıbbi cihazlara erişmekte zorluk yaşadı. Sivil havacılık yedek parça vs bulunamaması nedeniyle güvensizleşti. Çok ciddi hiperenflasyonlar ve devalüasyonlar oldu ve yoksulluk problem olmaya devam etti. Rusya’daki etki modern yaşam standartlarının düşmesiyle sonuçlandı. Mc Donald’s, İkea ve birçok bilindik Batılı marka Rusyadan ayrıldı. Yerlerini ikamelerine bıraktılar. Apple, Google, Microsoft ve Oracle gibi şirketler teknoloji sağlamayı durdurdu. Visa, Mastercard çekildi. Coca Cola ve Starbucks yok. Otomotiv şirketleri büyük ölçüde çekildi. Netflix ve Spotify yok.
Yaptırımları aşma ve teknolojinin emtialaşması sorunu
Yaptırımlara maruz kalan ülkeler doğal olarak yerli alternatifler geliştiriyorlar ya da başka ülkelere yöneliyorlar. Rusya’dan Batılı otomotiv şirketleri çekilir çekilmez Çin araçları Rusya’da hakim oldu. Akıllı telefon ve 5G teknolojilerinde de aynısı oldu. Bir şekilde Rusya kaybettiklerinin yerisine yenisini koyabildi. Rusya yaptırımlardan kurtulurken Çin yeni pazarlar kazanmış oldu ve kendi hizmetlerini daha hızlı geliştirebildi. İran Rusya’ya göre çok daha uzun süredir yaptırımlara maruz kalıyor fakat ülkeye barış geldiğinde toparlanmanın daha hızlı olacağını varsayabiliriz. İran’ın geri kalmasının nedeni yaptırımların daha çok işe yaradığı zamanlarda bazı kritik adımları atamamış olmalarıyla ilgili olabilir. Rusya uzun süre Batı dünyasının bir parçası olabileceğine inandığı için İran ile ilişkileri derinleştirmedi. Çin ise daha düne kadar ABD ile ters düşmemek için ileri düzey hamleler yapmıyordu fakat ejderhanın uyanmasıyla birlikte Çin artık İran konusunda çok daha aktif davranıyor gibi görünüyor.
Yaptırımlar Batı çok güçlüyken ve bazı teknolojiler konusunda tekelken daha çok işe yarıyordu. Bugün hem askeri hem de sivil teknolojilerde ABD tek değil. Çok kutuplu dünya her şeyden çok bu demek. Yaptırımlar artık ekonomideki korumacılık önlemleri gibi daha büyük sorunlar olarak yaptırım uygulayan ülkeye dönüyor. Sen uçak, tank ya da teknoloji satmazsan başkası satıyor ve zaten işe yararlığı tartışmaları olan yaptırımlar yarardan çok zarar getiriyor. Güçlüyken, teknoloji senin elindeyken işe yarayan yöntemler artık sadece bir devam blöfü. Yaptırımlar işe yaramayacaksa neden uygulanıyor? Çünkü savaşmaktan daha kolay ve daha maliyetsiz. Liderler kamuoyuna bir şeyler yaptıkları mesajını veriyorlar ve halkı hala güçlü olduklarına ikna etmeyi deniyorlar. Bir güç gösterisi simülasyonu.
Yaptırımlar tamamen etkisiz mi? Yaptırımların bir amacı da düşman ya da rakip ülkeleri yavaşlatmak. 2nm çip teknolojisini ya da son teknoloji savaş uçaklarını alamayan bir ülke teknolojik anlamda geri kalabilir. Her konuda daha maliyetli ve daha verimsiz kalabilir. Yaptırıma uğrayan ülke mevcut teknolojiyi edinene kadar yaptırımı uygulayan ülke yeni bir aşamaya geçebilir. Yine de bu fark her şeyi değiştirmez. 2nm değil 7nm kullanan bir ülke de yeterince iyi işler ortaya koyabilir. Teknolojinin yavaşlamasının etkisiyle bir zaman sonra aradaki fark çok büyük ölçüde kapanabilir. Bunun yanında teknolojide sıçramalar da mümkündür. Doğru kaynak kullanımıyla yaptırıma uğrayan ülke çok farklı bir alanda yaptırım uygulayan ülkeyle benzer seviyelere gelebilir.
Yazının başlığı yaptırımların pokerdeki devam blöfü olması üzerine. Geçen sefer elinin iyi olduğunu gösterdiğin için rakip bu sefer de elin iyi zannetsin istiyorsun. Ne var ki diğer rakipler de artık güçlü ele sahip. Yaptırımlar çok kutuplu dünya ile birlikte artık iyice etkisiz hale gelmiş olabilir. Avrupa Rusya’ya yaptırım uygulayarak aslında kendi refahından da taviz verdi. Rusya ve İran’da bundan sonra neler olup bittiğini izlemek konuyu daha da netleştirecektir. Bir ülke, (İran gibi) uzun süre dayandığında yaptırımların etkisinden kurtulacaksa, yaptırımların yavaşlattığı ama stratejik sonucu değiştirmediği ortaya çıkmış olur.


Bir Cevap Yazın