Nassim Taleb’in Aldatıcı Rastlantısallık kitabını okuyorum. Siyah Kuğu ve Antikırılganlık kitaplarındaki düşüncelerine varmadan geçtiği durak burası. Fikirler kışkırtıcı ama daha zayıf. Daha o yıllarda Monte Carlo simülasyonlarından bahsediyor Taleb. Bunlar bir yatırımcının verdiği kararların alternatif senaryolardaki sonuçları üzerine simülasyonlar. Yatırımcı bir karar verdi ve büyük bir kazanç elde etti diyelim. Taleb kararın kalitesini sonuca bakarak değerlendirmez. Ona göre olasılıklar evrenindeki tüm senaryolardan sağ kalarak çıkabileceğimiz karar doğru karardır. Rus ruletinde onlarca kez kazanmış birisinin kararlarının başarılı olarak değerlendirilmesi aptalcadır çünkü tek bir yanlış hamle oyun dışı olmaya neden olacaktır.
Taleb finansal piyasalardaki şans faktörünü öyle yüceltir ki geriye dönük hikaye anlatıcılığı yüzünden şansın gerçek rolünü fark edemediğimizi savunur bu kitabında. Warren Buffet aslında şanslıdır. Bu yola girmiş binlerce yatırımcı batacak ya da vasat getiri elde edecektir ama istatistiksel olarak bu yatırımcıların bir kısmı zaten sürekli kazanan tarafta olacaktır. Warren Buffet gibi isimler istatistiksel dağılımın doğal bir sonucudur. Bu bin kişiye yazı tura tahmini yaptırmak gibidir. Bin kişiden bazıları mutlaka on seferde de doğru tahmin yapmış olacaklardır. On seferde doğru tahmin yapanlara nasıl yaptıklarını sorarsanız olaydaki şans faktörünü küçümseyip bileğin açısından ya da havanın akımından bahsedebilir. Çoğu trader da benzer durumdadır yazarın bu kitaptaki düşüncelerine göre. Borsada efsane başarılı olan çoğu alsatçının işten kovulma noktasına gelmiş olmalarının nedeni budur.
Finansal piyasalardaki şans faktörünün bu kadar önemli olmasının doğal sonucu da geçmişin güvenilmezliği olacaktır. Bir odadadaki sonsuz üstü sonsuz maymuna birer daktilo verilsin ve maymunlar sonsuz zamanda rastgele olarak tuşlara bassınlar. Maymunlardan birisi rastgele Romeo ve Juliet’i yazsa, ikinci bir başarılı eser için bu maymuna güvenir miydiniz? Ona deha muamelesi yapar mıydınız? Başarılı yatırımcıların ve fonların durumu da budur Taleb’e göre. Sadece sayı daha azdır. “Siyah kuğu” fikrinin buradaki kışkırtıcı ama zayıf noktaları olan bu fikirden evrimleşme sürecini düşünmek keyifli. Fikrin daha zayıf olduğu alan ise bu şans faktörünü epistemolojik bir gerçek olarak kabul ederek hayatın diğer alanlarına uygulamak. Örneğin satrançta ya da sporda da şans faktörü bu kadar önemli midir? Satranç ve tavlada şansın rolü eşit midir?
Kararların olası sonuçlar havuzundaki karşılığı ya da bırakalım zar dönsün.
Taleb’in şansın önemini finansal piyasalarla sınırlı tutmaz. Benzer bir durumun iş dünyasının başarılı CEO’ları için de geçerli olduğunu düşünür. Taleb’in bakışını biraz genişletmeye çalışalım. Acaba Napolyon ve Sezar sadece şanslılar mıydı? Sezar Rubicon Nehri’ni geçince “Alea iacta est.” ifadesini bilinçli olarak mı seçmişti? Napolyon ve Sezar talihli çılgınlar olabilirler mi? Bir sürü çılgın fatih adayı vardı ama çoğu öldü. Biz hayatta kalanların hikayelerini geriye dönük olarak dinledik. Benzer bir önermeyi bilimsel keşifler için de yapabilir miyiz? Newton ya da Darwin olmasa bu teorilere zaten erişilemeyecek miydi? Kütle çekimi ortaya çıkarmak için gerekli bilimsel düzeye zaten gelmiştik ve birisi zaten bulacaktı. Newton’ı diğerlerinden ayıran şanslı olmasıydı yani yan yollarla vakit kaybetmemesi. Newton olmasa kütleçekim zaten bulunmayacak mıydı?
Şansın rolünün finansal piyasalardan hayatın kalanına uyarlamayla ilgili sorunlar şurada başlıyor ki karar alma süreci aslında birbirini izleyen birçok karar almayı içeriyor. Rus ruleti gibi tek bir karar yok ve altı olası ihtimal yok. Rus ruletinde şans faktörü gerçekten yüksek ve yeteneğin yeri yok. Şans gerileyen ve ilerleyen bir şeyken yetenek daha istikrarlıdır. Örneğin Napolyon’u ele alalım. Napolyon istikbalini talihe bıraktığında savaş meydanında ölseydi ne olurdu? Şans kime gülerdi? Napolyon’un yerine herhangi birisine mi yoksa Napolyon’un taşıdığı özelliklere benzer özellikler taşıyan başka bir generale mi? Bu bağlamda başarılı kararlar almakla ilgili süreçte yeteneğin rolü göz ardı edilemez. Nassim Taleb de zaten her zaman hayatta kalacağın şekilde hamle yap derken bir model üzerinden karar almayı ve ayakta kalmayı önermiyor mu?
Taleb’in piyasaya yönelik kararlarla ilgili açıklamalarınının bireyleri eylemsizliğe itmesi beklenebilir. Taleb bu konu üzerine daha derinlemesine düşünmüş olacak ki sonraki kitaplarında “Via Negativa” (Eksilterek Yaşamak) üzerinde durmuştur. Eğer hangi hamlenin doğru olduğundan emin değilsek, daha doğrusu neyin doğru olduğundan emin değilsek sistemimizden yanlış olanları çıkararak onu antikırılgan hale getirelim. Sistemi tıkayan engelleri ortadan kaldırarak işe başlamak iyi bir strateji olabilir. Kararın kalitesini sonuçla ölçmeyeceğiz dedik. Sonuçlar değişkendir ve iyi kararlar kötü sonuçlara yol açabilir. Aynı şekilde kötü kararlar da şans eseri iyi sonuçlara yol açabilir.
Bir kararın kalitesini nasıl ölçeceğiz? Bir karar benzer durumda sürekli uygulandığında olasılık olarak daha iyi bir sonuca ulaştıracaksa bu karar iyi bir karar olabilir. Örneğin bahis oynadık ya da VİOP piyasalarında ana paramızı riske atıp büyük bir kazanç elde ettik. Kararımızın sonucunun iyi olması kararı iyi yapmaz. Aynı kararı tekrar tekrar verdiğimizde ortaya çıkacak duruma odaklanmamız gerekir. Bahis yapmak kazansak bile iyi değildir çünkü aynı hamleyi yaptıkça kaybedeceğimiz kesindir. VİOP piyasalarında paramızı defalarca yüksek riskle işletmek iyi bir karar değildir çünkü artık yapılan işlemin Rus ruletinden farkı kalmamıştır. Şansa değil olasılık hesaplarına dayanan kararlar uzun vadede bizi daha iyi duruma getirebilir.


Bir Cevap Yazın