Sparta modeli diyeceğim uygulamayı hatırlatarak başlayayım. Birtakım şüpheli anlatılara göre Spartalılar mükemmel savaşçı yetiştirmek için zayıf olanları daha doğrusu askerliğe elverişli olmayanları yok oluşa terk ederlerdi. Buradaki amaç açıktır. Sparta modeli, “Barış istiyorsan savaşa hazır ol.” anlayışının ötesine geçerek temel amacını savaşa hazır olmak olarak belirlemiş ve savaş sanatına hizmet etmeyen muhtemelen o zamanlarda kimsenin umurunda olmayan felsefeyi (Kelime bilim,sanat ve kültürün çatısı olarak geniş bir anlamda kullanılmıştır.) muhtemelen yumuşaklık olarak görüp ikinci plana atmışlardır. Spartalıların üstüne bugünün dertlerini yüklemeyelim ama şu soruyu soralım. Sparta modeli yapay zeka ve robotiği büyük hedef yapmış bir dünyada hayatta kalabilir miydi? Biraz daha güncel hale getirelim bu problemi. İnsanların bir tür öjeniye maruz bırakıldığı bir dünya bugün daha başarılı bir toplumu ortaya çıkarabilir miydi?
Doğan insanları bir şekilde filtrelenerek askerlik ya da başka bir kıstasa göre filtrelesek ortaya çıkan topluluk daha başarılı olur muydu? Benim bu soruya vereceğim yanıt, meselenin etik boyutunu içermeyecek. Ben daha çok seçilim ya da filtreleme mekanizmalarını model çöküşüyle ilişkilendireceğim. Bir konuda seçilim ya da filtreleme uygulamak kalanların daha dayanıklı olacağı varsayımına dayanır fakat burada bariz bir hata vardır. Sparta çelimsiz çocuklardan kurtulduğunda kalan çocuklar daha dayanıklı olmamaktadır. Dayanıklı çocuklar, çelimsiz çocuklar sistemde olsun ya da olmasın zaten sistemdedir. Bu uygulama okullardaki başarı sınıfı uygulamasıyla aynı yanılsamayı taşır. İki yüz öğrencinin en başarılı otuzunu tek sınıfta toplamak okulun başarısını arttırmayacaktır sadece başarının görünmesini sağlayacaktır. Bütün bilimcileri bir üniversiteye topladığımızda dünyadaki bilimsel bilgi artmayacak.
Okul iki yüz öğrencinin sadece otuzuyla devam edecekse yüz otuz öğrencinin sağlayacağı veriden yoksun kalacaktır. Bu bir okul için elbette sorun olmayabilir fakat bizim açık sistemimiz olan ülke ya da dünya için büyük bir sorun olacaktır. Toplum okula oranla çok daha karmaşık hedeflere ve veri setine ihtiyaç duyar. Gerçek dünyadaki problemleri bilim, sanat ve kültürle ilgilidir. Her birey problemlerin çözümü için uğraşan bir işlemci gibidir. Her eksik birey sistemden bir işlemcinin çıkarılması anlamına gelebilir. İşlemcinin kapasitesinin ya da uğraşı alanının birbirinden farklı olmasının çok önemi yoktur. Bütün bireyler toplum dediğimiz büyük makineye hizmet eder. Kahve yapmak, çimleri biçmek, atıkları ayrıştırmak ya da akıllı ilaç geliştirme çalışmaları aynı makinenin iyileşmesine yapılan katkılardır. Her filtreleme işlemi işlemci sayısını azaltmak ve modeli tek yönlü çalışmaya zorlamaktır. Bu sistem yani Sparta modeli filtrelenmemiş bir sisteme göre model çöküşüne daha yatkın olmalıdır.
Verinin hammaddeye dönüşmesi ve sentetikleşmesi ya da kendi kuyruğunu yiyen yılan
Elon Musk dünyada daha fazla veri olması için daha fazla özgün insan deneyimi olması gerektiğiyle ilgili bir açıklama yaptı. Yapay zeka şimdiye kadar insanın ürettiği tüm veriyle beslendi. Daha ilerisi için daha çok veri gerekiyor ve bu veriler olmazsa yapay zeka kendi ürettiği sentetik veri ile kendini eğitmeye devam edecek. Bu durumun bir noktada model çöküşüne neden olacağı tahmin ediliyor. Bütün yapay zekalar dünyadaki mevcut veriden besleniyorsa ve bu yapay zekaların farkları veriyi işleme şekilleriyse bir zaman sonra bütün modeller kusursuzlaşmaya doğru giderek veriyi benzer bir “kusursuz” yönteme göre işleyecektir. Büyük yapay zeka dil modellerinin konuların büyük çoğunluğuna çok yakın cevaplar vermesi belki de bu aşamaya şimdiden geldiğimiz gösteriyor. Eğer bütün yapay zekalar aynı verilerden benzer bir yöntemle sonuç çıkaracaksa bu ne anlama gelir? Pazar bölüşümü ve farklılaşma çabalarını atlayarak hızlıca şu sonuca ulaşabiliriz; artık veri hammaddedir ve yapay zeka modelleri birer benzinliktir.
Verinin hammadde olması ve herkesin artık yapay zekalardan aldığı bilgileri kabul etmeye başlaması bizi Pluribus dizisindeki temel fikre yaklaştırabilir. Bu teorik riskin popüler kültürdeki en uç örneklerinden biri Pluribus evrenidir. Bilgi kaynağımız ve akıl yürütme süreçleri aynı olduğu için benzer konularda artık aynı şeyleri düşünmeye başlayacağız demektir. Karşıt görüşler de yine yapay zekadan öğrendiğimiz karşıt görüşler olacaktır. Bizim de bilgi hammaddemiz ortak hale gelecek ve bir konu hakkında farklı ülkelerdeki insanlar benzer metinleri kabullenmeye başlayacaklardır. Bu veriler zaten ulaşmamız gereken verilerse bunda bir sorun yoktur. Demek istediğim onlarca kitap ve makale sonucunda da bu verilere ulaşacaksak yapay zekanın bunu bizim için kolaylaştırması büyük bir nimettir. Peki bizi Pluribus dizisindeki evrene yaklaştıran bilginin belki düşüncenin tektipleşmesi durumunda model çöküşü tehlikesi nerededir?
Pluribus dizisinde bütün bilinçler ortak olduğu için bütün bilgi zihinler arasında dolaşır fakat birleşme anı gerçekleştiğinde artık yeni verinin ortaya çıkması sorun haline gelecektir. Bu yeni bilinç durumu neyin değerli neyin değersiz olduğuna karar verecek iradeden ve keyfilikten yoksun olduğu için muhtemelen kendi verilerinin büyük kısmını da artık çöp olarak görmeye başlayacaklardır. En iyi kriket ustalarının verisi beyinlerindedir ama artık kriket gereksiz ise bu bilgiye ihtiyaç yoktur. Özgün deneyimden yoksun model artık kopya deneyimlerden veri üreterek özgün değil sentetik veri oluşturmaya başlayacaktır ve bu gerçekle ilişkisi giderek zayıflayan veri özgün veriyi geçtiğinde muhtemelen model çöküşü gerçekleşecektir.
Bunun bizim dünyamızda bir karşılığı olabilir mi? Durum o kadar karamsar görünmüyor fakat şu bir gerçek ki yapay zeka veriyi, bilgiyi ve hammaddeyi bize bir kalıp ve bir paradigma üzerinden sunar. Bir anlamda kendisi de paradigma körüdür ve bizim yapay zeka ile ortak düşünceye geçmemiz bizim de kalıbın dışında düşünmemizi zorlaştırmaya başlar. Yapay zeka cihanşümul bilgisiyle bizim karşı çıkma refleksimizi kırar ve bize o kadar çok argüman sunar ki aksi bir şey söylemenin ya da düşünmenin çılgınlık olacağına inanabiliriz. Bu durum sessiz ve fark edilmez bir model çöküşüne neden olabilir. Model çöküşü bir anda değil, itirazın anlamsızlaştığı noktada başlar.


Bir Cevap Yazın