Yeni Orta Çağ’da Altın mı Gümüş mü?

Son bir yıldır herkes altın hakkında konuşuyor değil mi? Herkes altın almanın faydasından bahsediyor. Her yerde altından ala yatırım olamayacağı anlatılıyor. Keşke altının fiyatı altı kat artmadan önce duysaydık bunları. Negatif değerlendirmeler o kadar ciddiye alınmaz oldu ki artık altın hakkında olumsuz bir yorum görmek bile zor. Karamsarlar, “Yapmayın, bu otuz kırk yılda bir ortaya çıkan altın döngüsü, uzun yıllar yüksek fiyattan aldığınız altının hamallığını yapabilirsiniz.” dediğinde ciddiye alınmıyor. Gümüş bile böyle coşmuşken altın hakkında, hele ki başta Asya devlerinin altını böylesine desteklediği böyle bir zamanda, olumsuz şeyler söylemek olumsuz kabul ediliyor. İnsanlar enflasyonun ne olduğunu anladı. 2002 yılından bu yana basılan para on kata yakın artarken çıkarılan altının miktarının sadece birkaç kat artması altın ve para ilişkisini ortaya koyuyor. Yine de karamsarlar haklı olabilir elbette.

Yeni Orta Çağ

Herkesin elinin altında yapay zekalar var. 2002 yılındaki fiyatlar ile altın ons fiyatları kıyaslanırsa ya da o dönemlerdeki altın dolar oranı hesabı 2025’de aynı orana göre yapılırsa altın konusunda umutlu olmamak için bir sebep yoktur. Dünyada yeni ama eski bir hal var. İsrail’in Filistin’de yaptıkları, başka ülkelerden toprak koparmaya çalışması ve kimsenin bunu dert etmemesi, ABD’nin bir devlet başkanını ve karısını kaçırması gibi işaretler artık yeni bir dönemde olduğumuzun inkar edilemez göstergeleri olabilir. Bu dönemde eskisine oranla daha sık tüm ekonomik sistemi sıkıntıya sokacak siyah kuğulara denk gelebiliriz.

Uluslararası hukuk, insan hakları ve demokrasi, Birleşmiş Milletler hükümleri galiba tüm dünyada yavaş yavaş aşınacak. Yeni bir gücü yeten yetene düzeni ortaya çıkmış gibi görünüyor. Hukuk ya da insan hakları ya da devletler arası hukuk güçlünün canı sıkılana kadar işliyormuş gibi görünüyor. Bu yeni bir şey değil elbette ve dünyanın böyle bir döneme girdiğini Umberto Eco 1970’lerde tespit etmişti. Uzun uzun karşılaştırmaya girmeden konu başlığıyla ilgisini kısaca açıklayayım. Şimdiye kadar güvendiğimiz kurumlar ve sistemler yok olarak dünya daha kaotik bir düzeye gelebilir. Sisteme duyulan güven azaldığında insanlar sistemden çıkma ve kendilerini güvenceye alma eğiliminde olurlar.

Antikırılgan Olan Ayakta Kalır

Gelelim asıl konuşmak istediğim yere. Sanayinin devasa gümüş talebi nedeniyle gümüşün öneminin eskisine nazaran çok daha yüksek olacağı ve bu yüzden fiyatının şimdiki (2025 Aralık) değerinin bile çok üzerine çıkacağıyla ilgili çok yorum var. Altının ise gümüşe bağlı olarak yükselmesi ya da sabit kalmasıyla ilgili beklentiler var. Gümüşle ilgili hikaye; elektrikli araçların bataryaları, güneş panelleri ve sanayideki öneminin giderek artması nedeniyle mevcut gümüş arzının talebi karşılayamaması. Böyle bir durum gerçekten olabilir mi? Cevabı tam olarak bilmek çok zor fakat tahminde bulunmak serbest.

Gümüşün değeri bu kadar çok artarsa gümüş kendi sonunu getirir. Gümüşün kullanım alanlarında ikame ürün kullanmak bir çözüm ve bu çözüm şuan yeterince karlı değil. Gümüş fiyatı arttıkça yani çözüm daha değerli hale geldikçe önce ara çözümler belki sonunda da nihai çözüm gelecektir. Bir güneş paneli ya da elektrikli araç bataryası içinde gümüş kullanımı zorunlu olduğu için yüksek maliyetli olacaksa zaten petrol yerine elektrikli araçlara geçişin bile mantığı kalmayacaktır. Bir zamanlar gümüşe bu kadar ihtiyaç olmadığı gibi gelecekte gümüşe sanayide duyulan ihtiyaç elbette azalabilir. Gümüşün değeri sanayi gibi insan hünerinin en çok konuştuğu alana bağlıysa gümüş teknolojik gelişmeler karşısında kırılgan demektir. Gümüş fiyatı önümüzdeki birkaç yılda artsa bile uzun vadede muhtemelen aynı şekilde kazandırmayacaktır. Doğru zamanda oyundan çıkmayanlar için sonuç üzücü olabilir.

Söz konusu altın olduğunda altının antikırılgan olduğunu söylemek daha kolay. Altının sanayideki kullanımı %10 lar seviyesindedir ve bu kullanım bir ölçüde kaçınılmazdır. Kaçınılmaz olmasa bile, altın sanayiden hep dışlansa bile piyasa tarafından bir süre sonra stoklanacaktır. Altının değeri halk ve devletler tarafından sigorta olarak görülmesindedir. Hem halk hem de merkez bankaları altınlarını arttırma eğilimindedir ya da şunu söylemelidir ki bir devletin sattığı altınları yerine koyması kolay bir mesele değildir. Merkez bankalarının ellerindekinin çok daha fazlası halktadır. Halk tarafından benimsenmiş bu metal hem mücevher hem de bir sigortadır. Paranın değerinin hızlı düşmesini deneyimleyen halklar altına yönelirler. Dünyadaki kriz zamanları daha çok insanın altının önemini anlamasını sağlayabilir. Özellikle ekonomik gücün Batı’dan Doğu’ya doğru kayması söz konusuysa.

Not: Bu yazı altın ve gümüşün kırılganlıkları üzerine teorik bir tahmindir. Bir yatırım tavsiyesi değildir. Bazı uzman yatırımcılar altının portföylerde belli bir miktarda “hedge” amaçlı bulunmasını tavsiye ederler.

Bir Cevap Yazın

Diğer 239 aboneye katılın
Şiraz Duvarı
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.