Şehir insanlığın ürettiği tüm sanat, kültür, teknoloji ve aklımıza her ne geliyorsa somutlaşıp karşımıza çıktığı yer. En büyük ve en somut insan icadı. Bir şehrin ya da ülkenin gelişmişlik seviyesini anlamak için şehirlerini incelemek bizi yanıltmaz. Üniversite ve teknokentler, sanat müzeleri, mimari yapılar, çok uluslu şirketlerin yönetim binaları vs. bize şehir hakkında bir şeyler söyler. Eskiden şehirleşme ve iyi şehirlerin dünyanın kalanına oranı çok azken günümüz modern şehirleri tüm dünyada şehir sakinlerine belli başlı imkanları sunmaktadır. Bugün neredeyse her şehir için standart kabul edilen ışıklandırma, kanalizasyon ya da iyi kahveciler gibi imkanlar yaklaşık iki yüz sene önce en önemli şehirler için bile söz konusu değildi. Şehrin, daha doğrusu iyi şehrin ne kadar yeni bir olgu olduğunu ve şehirlerin evriminin ne kadar hızlı gerçekleştiğini fark etmek şaşırtıcıdır. Günümüzün vasat şehirlerindeki ortalama imkanlar bir asır öncesinde bile yoktu.
Şehirlerin tarihsel gelişimine ve evrimine yakından bakmak bugün aslında insanlık için bir mucize olan modern şehrin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamamızı sağlayabilir. Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden bazıları bugün “hijyenik çöküş” denilen bir süreci yaşamaktadır. Şehir artık tamamen bir vitrine dönüşmektedir ve zenginler ve turistler için bir çeşit disneylanda dönüşmüştür. Şehir sakinleri maliyetler ve artan kalabalıklar gereği bu şehirlerde barınamaz olmuşlardır. Şehir artık insan için değil, bazı insanlar içindir. Şehirde düzenli yaşayanlardan çok daha fazla belli bir süreliğine şehre gelip para harcamaya hazır insan vardır artık. Şehrin bir seçkinler kulübüne dönüşüp maddi anlamda zenginleşip kültürel anlamda fakirleşmesi onu kısırlaştırmıştır. Bu şehirlerden Manchester City ya da Manchester United çıkmayacağı gibi radikal politika pub kültürü ve hiphop da çıkmayacaktır artık.
Tüm bu eleştirilere rağmen iyi şehirlerin artık yaygınlaştığını ve ortalama bir şehirde bile birçok imkan olduğunu kabul etmek gerekir. Başlangıçta kıt gibi görünen “çok iyi şehirler” zamanla çoğalacak ve demokratikleşecektir. Bir şehirde milyonlar hijyenik çöküş nedeniyle sorun yaşasa bile başka şehirlerde on milyonlar zamanla daha iyi şehirlere sahip olmaktadırlar. Otomobiller ve diğer ulaşım araçları sayesinde artık şehirlerin tek bir merkezi yok veya merkezden uzak olmak artık imkanlardan yoksun olmak anlamına gelmiyor.
Şehrin Evriminin Tarihsel Basamakları
Neden şehirler çok yenidir ve şehirler demokratikleşmeye devam etmektedir? Bugün bize sıradan gelen her şey daha yenidir. En yeni olan ise şehirlerin sanayi devriminin getirdiği zenginlikten sonra insanları eğlendirmek üzerine kurulmuş olmasıdır. Eğlence ve konforun ortaya çıkışı bu arzı talep eden dahası bu bedeli karşılayabilen bireylerin ortaya çıkmasıyla olmuştur. Aksi takdirde şehirlerin insanların keyiflerine göre kurulmasının rasyonel bir gerekçesi yoktur. Tren gezileri, publar,tiyatrolar, operalar, restoranlar için para ödeyecek geniş kitleler ortaya çıkmaya başlamıştı. 1800 yılında dünya nüfusunun sadece %5’i kentleşmişti. 1950 yılına dek insanların %30’u şehirlerde yaşıyorlardı.
Kahve ve Borsanın ortaya çıkışı: Hollanda Doğu Hindistan Şirketi
Kahve 15.YY’da içecek haline getirildi, 16.YY’da Osmanlı’ya 17.YY’da Avrupa’ya yayıldı. İlk çözünebilir kahve 1901 yılında ortaya çıkacaktı. 1602 yılında Amsterdam’da Doğu Hindistan Şirketi kuruldu. Bu dönemlerde Amsterdam’da borsa kültürü halka tamamen yayılmıştı. Kadınlar ve çocuklar şirketlerin çok küçük paylarını topluyorlardı ve bu dönemde her eve yağlı boya tablolar girmeye başlamıştı.
Sanayi Devrimi’nin şehirlere etkileri
Sanayi Devrimi şehirlerin yaşanılabilirliği perspektifinden pislik, kolera ve banliyö anlamına geliyordu. Engels için Sanayi Devrimi’nin başladığı Manchester dünya üzerindeki cehennemdi. Kanalizasyon yoktu, nehirlerin kendisi kanalizasyon olmuştu. Pislik her yerdeydi ve zenginler şehir merkezinden uzaklara kaçıyorlardı pislikten ve hastalıklardan korunmak için. Kirli sular, dışkı ve sıçanlar, tifo, tifüs, dizanteri ve difteri yaygındı. Tabii şehirler işçi sınıfını ve yeni bir kültürü de ortaya çıkarmıştı. İşçiler bira içiyordu ve Almanya bira fiyatlarını artırıp ruhsat işini zorlaştırınca 1855 yılında kanlı bir lager birası isyanı çıktı. Pub kültürü şehrin bu yeni yüzünün bir ürünüydü.
Bu yeni toplumsal sınıf sporu da etkilemişti. Manchester City demiryolu şirketinin çalışanlarından oluşuyordu. Manchester United ise kilise tarafından gençleri sokak çetelerinden uzak tutmak için kurulmuştu. Kiliseler, işçi sendikaları ve fabrikalardan doğan şehir takımları şehir ruhunun ortaya çıkmasını sağladı. Beyzbol da kentsel işçi sınıfı sporu olarak ortaya çıktı. Bir şehirli olmak biraz da bir takıma aidiyet hissetmekti. Spor müsabakaları için uzak yerlere gidilmesi için tren gerekiyordu. Tren ya da diğer ulaşım araçları ortaya çıkmasaydı sporlar lokal kalacaklardı. Spor takımlarının ve ulaşımın ortaya çıkışı için bile 19.YY’a kadar beklemek gerekti.
Haussmann Paris’i yeniden inşa ettiğinde 24 yeni meydan ekledi. Gazlı sokak lambaları, onun zamanında geceleri de kaldırımlarda yürümeyi mümkün kıldı. Grand Hotel 1855 yılında açılmıştı. Eiffel Kulesi 1889 yılında yapıldı. Sinemanın gerçek anlamda bir “endüstri” ve “kamusal eğlence” olarak doğuşu 1895’te, Lumière Kardeşler’in Paris’teki Grand Café’nin bodrum katında yaptığı ilk halka açık ve ücretli gösterimle kabul edilir.
Kadınların şehirleri özgürce gezmesi ve ilk kadın flanörler
Lily Gair Wilkinson 1913 yılında yazdığı bir makalede modern şehri anlamanın yolunun şehirde flanör gibi yürümek olduğunu söylüyordu fakat şehirde yürüyen yalnız kadınların niyetlerinin yanlış anlaşıldığını söyleyerek kadın bir flanör olamayacağı sonucuna varıyordu. Bu durum arabaların ve yolların çoğalmasıyla yavaş yavaş değişecekti. Daha kadınlar şehirlerde rahat yürüyemezken 1. Dünya Savaşı çıktı. 2. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş derken uzun bir süre geçti. Yıkıcı dünya savaşları şehirler için birçok açıdan ilerlemeden çok gerilemeydi. 1945 yılına kadar savaş devam etti. Şehirlerin tüm vatandaşlar için ulaşılabilir olması çok daha sonra mümkün olacaktır.
Otomobilin altın çağı
Otomobiller 1950-1970 arasında altın çağını yaşadı. Savaş zamanı tank üreten fabrikalar orta sınıf için otomobil üretmeye başladı. Chevrolet ve Cadillac ortaya çıkmıştı. Toyota Corolla 1966’da ortaya çıktı. Otomobil şehirlerin genişlemesini sağladı. Bunun olumlu ve olumsuz yanları oldu. Uçakla yapılan ilk tarifeli seferin yılı 1914. Otomobil zamanla orta sınıf ve özellikle kadınlar tarafından da erişilebilir olmuş ve toplumun geneline yayılarak demokratikleşmiştir.
Kredi kartları, Visa, Mastercard ve ilk manyetik şerit
Bugün bildiğimiz anlamda modern kredi kartları IBM’in CIA için geliştirdiği manyetik şerit teknolojisinin kartlara uyarlanmasıyla 1970 yılında başladı. Mastercard 1966 yılında ortaya çıktı ilk. Hızlı tüketimi bu başlattı. Artık şehirde yemek ve giyim harcamaları kartlarla halledilebiliyordu. İnternet ortaya çıkmadan önce para bütün dünyada akışkan hale gelmeye başlayacaktı. İlk başta seçkinler için olan kredi kartı artık nüfusun çoğunluğu tarafından kullanılmaktadır.
Üçüncü nesil kahveciler ve diğer kafeler
Eskiden de birçok kahveci, kafe ve pub vardı elbette fakat üçüncü nesil kahvecilerle birlikte insanların mekanı kullanma biçimleri değişti. Şehrin yoğunluğuna ve hızına karşı bir direnç olarak ortaya çıktı bu rahat mekanlar. Artık konfordan fazlası var bu mekanlarda. Rahat koltuklar, priz ve internet bu dönemin kahvecilerinin bir özelliği. Kahve artık kahveden fazlası. Hem sosyalleşme hem çalışma mekanı. Ev ve sokak kadar önemli hayatlarımızda. Mc Donalds ve Burger King 1960’larda patlama yaşıyor ABD’de. Starbucks bildiğimiz kafe deneyimine 1990’larda başladı. 2000’lerde küresel patlama yaşadı. Eskiden az olan bu tür dinlenme yerleri artık belli başlı nüfusa sahip her yerde görünmektedir.
İnternet Devrimi ve Dijital Flanörlük
Tüm şehir deneyimini en üst düzeye çıkaran internetin ortaya çıkışını konuşmadan modern şehri konuşmak eksik kalır. Bilgisayarın evlere girmesini sağlayan IBM PC 1981 yılında yapıldı. 1995 yılında Windows 95 ile internet yaygın olarak kullanılmaya başlandı. 1998’de Google kuruldu. 2004 yılında Facebook, 2010’da Instagram. Spotify ise 2006. iPhone’un ortaya çıkışı 2007. Bugün flanörlük için ve hatta şehir için olmazsa olmaz araçlar var. Akıllı telefonlar ve Uber, Google Maps gibi teknolojiler bir şehri gezerken şart. Google Maps’in cep telefonlarına girmesi 2008. Uber’in küresel yayılımı 2012.
iPhone’la Starbucks’ta bir fotoğraf çekip Instagram’a atmak, 21. yüzyıldan önce, hangi şehirde olursanız olun, mümkün olmayan bir aktiviteydi. Bugünün şehir, bir zaman ve mekanın sıkışması teknolojisi olarak yüzyıllardır biriken nimetlerin tüketildiği mekandır. Şehirdeki imkanlar başlangıçta varlıklılar için olsa da bu imkanların genişlemesi, farklı bölgelere yayılması ve ucuzlaması gibi sebeplerle bu imkanlardan çok daha fazla insan yararlanır hale gelmiştir. Bir millet vekili olan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın notlarında Avrupa’yı giderek keşfetme konusundaki eksikliklerinden bahseder. Bugün yurt dışına seyahat daha basit bir meseledir.


Bir Cevap Yazın