Evrensel temel gelir uygulamasının nasıl olabileceğiyle ilgili konu daha belirsizken yazmıştım. Üç yılda sisler biraz dağılmaya başladı diyebiliriz. Vardığım noktayı şimdiden açıklayarak nedenlerine geleyim. Bir, evrensel temel gelir sürdürülebilir bir proje değildir. İki, yapay zeka Elon Musk gibi girişimcilerin iddia ettiği gibi eşitsizliği azaltmayacak aksine büyük ihtimalle arttıracaktır. Statü ve anlam arayışı yapay zekanın var olduğu bir dünyada değişecektir.
Dünyada eşitsizliğin arttığı, orta sınıfın yok olduğu, emeğin gücünün sermaye karşısında sürekli eridiği gerçeğini kabul ederek başlayalım. Maaşımızla aldığımız altın miktarı, petrol, temel gıda ve barınma miktarının tüm dünyada geçerli olmak üzere azaldığını kabul edebiliriz. Bu durumun değişeceğine yönelik iyimser düşünceleri göz ardı etmek için son 30-40 yıla bakmamız yeterli. İyimser görüşün dayanağı yapay zekanın üretimi hiç olmadığı kadar bollaştırması ve dolayısıyla ucuzlatması ve bunun lineer (doğrusal) değil üssel olması nedeniyle hızla bir bolluk dönemine geçileceğinin öngörülmesi. Düşünün ki Sivas kırsallarında neredeyse tamamen robotlardan oluşan bir çiftlik var ve bunlar kendi yemini üreterek sürekli hayvanların sayısını çoğaltıyorlar. Bize otonom tırlarla tır tır süt, et, yumurta ve tereyağı gönderiyor. Başka yerlerde başka roboçiftlikler de başka şeyler.
İnsanlar artık çalışmayıp üretmeyeceklerine göre atıl hale gelecekler ve bir şekilde siyasi istikrarın sağlanması lazım. Kitlelerin isyan etmesi ve toplumun destabilize olmasının önüne geçilmeli. Çözüm evrensel temel gelir. Herkese devletler belli miktarda temel gelir sağlayacak. Tüketici olarak da gücünü kaybeden bu insanlar böylece bir miktar gelire sahip olacaklar. Muhtemelen bu gelir insanların sadece “uyuşturucularını” satın almaya devam etmelerine yetecek kadar olacak. Belki parasal değil kullanım hakkı vs şeklinde olacak ödemeler. İnsanlar için artık tüketim nesneleri değil anlam paketleri ve deneyimler reklam olarak sunulacak muhtemelen. İnsan emeğine ihtiyaç duyulmayan bir dünyada toplumun nasıl dönüşeceği oldukça belirsiz bir alan. Böyle bir dünyada asıl odaklanılması gereken şey eğer insan emeğine ihtiyaç azalırsa ve yapay zeka üretimi bollaştırırsa, temel tüketim ürünleri ekmek ve rafine şeker gibi ucuz ve bol hale gelirse hala değerli olan ne olacaktır? İnsanın statü ve anlam arayışı ne yönde evrilecektir?
Yapay zeka temel tüketim ürünlerinde bir bolluk sağlasa bile evrensel temel gelir muhtemelen ortaya çıkmayacak ya da sürdürülebilir olmayacaktır. Birincisi sermaye doymaz. Bunlardan halka değerli bir şey kalmaz. Gönüllü biçimde olmaz bu işler. Kaynakları o kadar verimsiz ve bencilce yönetirler ki fakirlik sürekli kendini tekrar üretir. İkincisi, evrensel temel gelir ülkeden ülkeye farklılık gösterecek bu işi başarılı yapabilen ülkeler ciddi bir göçmen sorunu ile karşı karşıya kalacaktır. Otomasyon var diye enflasyon bitmez. Bazı ürün ve hizmetlerde deflasyon olsa bile ekonominin üzerindeki enflasyonist baskı sürecektir. Muhtemelen ortada bir çözüm bulunur ve sosyal devlet uygulamalarının biraz daha güçlenmesi söz konusu olabilir. Güncel gidişatın ters yönde olduğunu da hatırlamak gerekir. İşler iyiye gitmiyor gibi görünüyor.
Yapay zeka ve eşitsizliğin yeniden üretimi
Yapay zeka ilk çıktığında konuya bakışım oldukça iyimserdi. Wikipedia, Youtube ve sosyal medya uygulamalarının içeriği herkese ücretsiz sunarak bu teknolojileri nasıl demokratikleştirdiğine hep birlikte şahit olduk. Eşitsizliği azaltarak dünyayı daha demokratik bir yer yapmasını umduğum yapay zeka ise bulanık sularda ilerliyor gibi görünüyor. Bütün insanlığın ürettiği verilerle bu teknolojiler yaratıldı ve insanlığa sunuldu. Fiyatlandırma politikaları ise çok kötü oldu. Birbirinden farklı modeller var ve parası olmayan görece daha kötü yanıtlar üreten modelleri kullanıyor. Hiç yoktan iyi değil midir? Elbette. Yine de şunu gözden kaçırmamak gerekir. Ortada bilginin tekelleşmesi ve parası olanın ondan tam anlamıyla faydalanarak parası olmayanın daha az faydalandığı eşitsizliği arttırıcı bir durum var. Teknik ayrıntılarını bilmemekle birlikte bir sağlık ya da finans sorusuna daha zeki modellerin verdiği cevaplar büyük farklara neden olabilir.
Yapay zeka dünyada eşitlik ve demokratikleşmeyi arttıracağı iddiasıyla ortaya çıkmadı elbette fakat yapay zekanın eşitlik yerine eşitsizliği yeniden üretmesi onun daha ideal bir dünya yaratacağı düşüncesiyle çelişmektedir. Model fiyatlamaları standarttır. Zanzibar’daki ve Lüksemburg’daki bir öğrenciden talep edilen fiyat aynıdır. Yapay zekanın kullanım oranı ve buna bağlı olarak ondan sağlanan fayda belli coğrafyalarda yoğunlaşacaktır. Bu bağlamda yapay zeka bir demokratikleşme aracı değil tam anlamıyla bir mülkiyettir. Sürekli dünya ekonomisindeki payının daha da güçlenmesi beklenen bu teknoloji eşitsizlikleri hiç olmadığı kadar arttırabilir. Yapay zeka ile patentler alınıp otomasyon ile de üretim maliyetleri sıfıra yaklaştırılıp rakipler ezilip geçilebilir.
Roma, imparatorluğun merkezinde siyasi istikrarı sağlamak için halka ücretsiz ekmek dağıtır ve sirklerde onları oyalardı. Yapay zeka ve otomasyon ekmek ve sirk anlayışını yer yer steak ve disneyland yer yer simit ve şehir stadyumu olarak karşımıza yeniden çıkarabilir. Üretim ve bolluk bazı alanlarda artabilir. Bu yeni dünya yine de eskisinden çok farklı olmayabilir. Tüm bunlara rağmen eşitsizlik sürekli yeniden üretilerek devam edebilir. Yapay zekanın her şeyi bollaştırdığı bir dünyada bile kıt olan kaynaklar ve değerler önem kazanmaya devam edecektir. Yapay zeka ile arttırılamayacak olana yönelerek ekmek ve sirk döngüsünden kurtulmaya çalışılmalıdır. Sanırım kendi özgürlüğünü arayan bir insan için çok fazla reçete yoktur. Juvenalis bugün yaşasa belki aynı şeyleri söylerdi. “Bir zamanlar devlet görevlerini, orduları, lejyonları, her şeyi belirleyen bu halk, şimdilerde sadece iki şey için can atıyor: Ekmek ve sirk!”


Bir Cevap Yazın