Milletlerin Kitle Sembolleri

Elias Canetti Kitle ve İktidar kitabında kitle sembollerinden bahsediyor. Yazar bazı milletlerin karakteristik özelliklerini, ülkenin coğrafyası ve tarihiyle ilişkilendirerek bir sembolle özdeşleştiriyor. Kitle sembolleri üzerinden milletlerin karakteristik özellikleri hakkında çıkarımlarda bulunmak tartışmaya çok açık. Yine de bu genel değerlendirmeler oldukça ilgi çekici.

Milletlerin kitle sembolleri üzerinden onların karakteristik özelliklerini okurken aklınızdan Türkiye’yi de geçirmeden edemiyorsunuz. Yazar çok az ülkeden bahsetmiş ve bunların arasında Türkiye yok. “Kitle imgesi” olarak Gustave Le Bon, Kitleler Psikolojisi kitabında bu konuya biraz farklı yaklaşıyor.

Kitle sembolleri üzerine Türkiye’yi ele almak istiyordum fakat konunun bağlamının anlaşılması için bazı ülkelerin kitle sembolleri hakkında alıntılar yaptım. Konu bağlamından koptu biraz, kitabı okumanız yararlı olacaktır. En altta ülkemizin kitle sembolü hakkında yazmak istediklerimi ekledim.

İngilizlerin kitle sembolü : Deniz

Herkes denizin bir İngiliz için ne anlam taşıdığını bilir; yeterince bilinmeyen ise denizle ilişkisiyle o ünlü bireyciliği arasındaki bağlantının doğru biçimidir. İngiliz insanı kendisini küçük bir grup insanı taşıyan, dört yanında ve altında deniz bulunan bir geminin kaptanı olarak görür. Hemen hemen yalnızdır; kaptan olarak kendi mürettebatından bile pek çok bakımdan yalıtılmıştır.

Her gemi, kaptanında kişileştirilir. Hedefi kaptan belirler ve deniz fırtına ve diğer kötülüklerden azade olmasa da, kendi canlılığıyla onu hedefe götürür.

Hollandalıların kitle sembolü : Denizden korunmak için yaptıkları setlerİ

Hollanda’nın kitle sembolünü okumak için Kitle ve İktidar kitabını okuyabilirsiniz.

Almanların kitle sembolü: Ordu

Almanların kitle simgesi orduydu. Ancak ordu, ordudan fazla bir şeydi; ordu uygun adım yürüyen bir ormandı. Diğer hiçbir modern ülkede orman duygusu Almanya’da olduğu kadar canlı kalmamıştır. Bir tek ağacın kabuğu, bir insanın üstündeki zırha benzer, aynı tülden pek çok ağacın birlikte büyüdüğü bütün bir orman bir ordunun üniformasını getirir akla.

Açıkça bunun farkında olmasa bile bir Alman için ordu ve orman, olası her biçimde birbirinin içine geçmiştir. Alman ormanın içindeyken hiç korkmamıştır; kendisini, benzerlerinin arasında biri olarak güvende hissetmiştir. Ağaçların eğilmezliğini ve dimdik oluşunu kendisi için yasa kabul etmiştir.

Orman, Alman şiir ve şarkılarına konu olmuştur; bu şiir ve şarkılarda yer alan ormana çoğu zaman “Alman” adı verilir. İngiliz insanı kendisini denizde düşlemeyi sever; bir Almansa ormanda.

Fransızların kitle sembolü : Devrim

Fransızların mevcut kitle simgesi olan devrimleri yakın tarihlidir. Devrimin kitle duygusu, aynı derece somut bir nesne ve hareketle ifade edilir: Bastille baskınıyla.

14 Temmuz’da herkes sokaktaki herhangi biriyle dans edebilir. Aslında diğer ülkelerdeki kadar az özgür, eşit ve kardeş olan insanlar bir kereye mahsus olmak üzere sanki gerçekten öyleymişlercesine davranabilirler. Bastille basılır ve sokaklar yine o zaman olduğu kadar dolar. Yüzyıllar boyunca kraliyet adaletinin kurbanı olan kitle, adaleti kendi eline geçirir. O zamanki idamların anısı, en ateşli türden aralıksız kitlesel heyecan silsilesi, kutlama duygusuna insanların kabul edeceğinden daha çok katkıda bulunur. Kitleye karşı çıkan herkes kellesini kaybetmiştir. Bu insan kellesini kitleye borçludur; onu vererek heyecanı koruyup artırmaya kendi tarzında yardımcı olur.

İsveçlilerin kitle sembolü: sıra dağlar

İsviçre’de konuşulan dört dil, kantonlarının çeşitliliği, farklı sosyal yapılan, savaşları hâlâ anılarda taze olan iki ayrı mezhep; bunların hiçbiri, İsviçrelilerin ulusal bilincini ciddi bir biçimde zayıflatmaz; bu yüzden ortaklaşa sahip oldukları kitle simgeleri dağlarıdır.

İspanyolların kitle sembolü : Matador

İspanya’nın kitle sembolünü okumak için Kitle ve İktidar kitabını okuyabilirsiniz.

İtalyanların kitle sembolü yoktur.

İtalya birliğini kazanmadan önce, halkının zihninde her şey daha açık ve netti. Asalak düşmanlar kovulur kovulmaz, parçalanan gövde tekrar bir araya gelecek ve tek bir organizma gibi hissedip hareket edecektir. İtalya, bütün şehirlerinin yaşadığı anılar henüz aklından çıkmamışken ve bu anılar şimdiki zamanı karıştırmak için bilinçli olarak kullanılırken, bir ulusun kendisini kendi gözünde canlandırmakta nasıl güçlük çektiğine ilişkin iyi bir örnektir.

Tarihsel olarak iki Roma vardır ve bu iki Roma arasında modern İtalya’nın ulusal duygusu felç olmuştu. Bundan kaçış yoktu, çünkü Roma ve Romalılar bir zamanlar İtalya’ydı.

Yahudilerin kitle sembolü : Hareket halindeki kalabalıklar ve kum

Yahudilerin kitle sembolünü okumak için Kitle ve İktidar kitabını okuyabilirsiniz.

Türkiyeni kitle sembolü ne olabilir?

Yukarıda dediğim gibi, Türkiye’nin kitle sembolü hakkında yazarın bir yorumu yok. Sanıyorum Türkiye için boğazlar bir kitle sembolü olmasa da bir sembol olabilir. Bu topraklardaki en eski toplumlar bile boğaz gerçeğiyle yüz yüze gelmişlerdir. Sürekli kuşatılan bir İstanbul gerçeği vardır. Osmanlı için en önemli olaylardan birisi İstanbul’un fethidir. Çanakkale Boğazı Birinci Dünya Savaşı’nın Türkler’deki en güçlü imgesidir. Kız Kulesi ve Galata Kulesi boğazdan bağımsız düşünülemez. Ülkenin en değerli ve güzel semtleri yine boğazla ilgilidir.

Haber kanallarında halk İstanbul haberlerini izler çoğu zaman. Ülkenin kalbinin attığı yer İstanbul’dur ve İstanbul’u İstanbul yapan boğazıdır. Siyasetçilerin intihardan vazgeçirdikleri kişiler boğazda intihara kalkışmışlardır. 15 Tennuz’daki darbe girişiminde darbecilerin boğazı kapatmaları tesadüf olmamalıdır. Boğazların statüsü Sevr’de, Lozan’da ve Montrö boğazlar sözleşmesinde en ciddi konulardan biri olmuştur.

Boğazın iki yakasının birleşmesi her zaman önemli bir mesele olmuştur. Boğaz Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlar. Doğu ile Batı arasında köprü kurulmasını sağlar. Bir Türk hem Doğulu hem de Batılıdır. 3. Selim’den Tanzimat’a kadar devam eden ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla sonuçlanan bu süreç hep bir Doğu ve Batı sentezi olarak görülebilir sanırım. Bu ilerleme, çağdaşlaşma ve iyiye gitme isteği kitleyi dinamik tutar. Boğazlar ve fetih daha ileriye gidilmesi gerektiğinin bir hatırlatıcısıdır. Dünyanın en müferreh devletlerinden biri olma hedefi hem bir Osmanlı hem de bir Atatürk idealidir. Halk karamsar değildir ve geleceğe dair umut doludur.

Belki de boğazlar Türkiye’nin sembollerinden biri bile değildir. Yorum da zorlama gelmiş olabilir Türkiye’nin kitle sembolü ne olabilir? Sizin bu konuda ne düşündüğünüzü öğrenmek isterim. Alıntılar başta da belirttiğim gibi Elias Canetti’nin Kitle ve İktidar kitabındandır ve kısaltılmıştır. Kitabı buradan satın alabilirsiniz.

Admin hakkında 325 makale
Öğretmen, sosyal bilimler meraklısı, sadeleştirme uzmanı.

1 yorum

  1. Türklerin kitle sembolüne bir katkı da ben sunmak isterim. Bana göre Türklerin kitle sembollerinden biri de toprakdır. Türklerin yaşamına geçmişten günümüze baktığımızda toprağın çok önemli bir yer edindiğini görmekteyiz. Toprak ile ilgili ilk aklıma gelen ilk tarihi olay: Mete Han zamanında toprak için Çin’ le yapılan savaşlar gelmektedir. Bu savaşların başlangıcında Mete Han’ dan toprak istenmesiyle Mete Han ‘ın buna tepki vermesi ve sefere çıkması gelir ve bu meşhur olayı çoğumuz biliriz.

    Milletler için önemli olan kavramları sanatta karşılığını görebiliriz. Türk sanatında toprağın yeri yadsınamaz bir noktadadır ve bunun sonuncunda da filmlerde, edebiyatta, destanlarda bunun bir karşılığını görmekteyiz. Aşık Veysel’in ”Benim sadık yarim kara topraktır” şarkısındaki kadar toprağın Türk milletinde çağrıştırdığı anlam ise oldukça derinlikli olduğunu düşünmekteyim.

    Türklerin toprak kavramına yükledikleri anlama da bakacak olursak bunun ”ana” olduğunu görmekteyiz. Bu örnekler daha da arttırılabilir.

    Son olarak Rusların kitle sembolünü görmedim kitapta da olmayabilir? Buna bir yorum da ben yapacak olursam yıllarca ders kitaplarında ”rusların sıcak denizlere inme” hülyalarını okuduk belki onların kitle sembolü de budur 🙂

Bir Cevap Yazın