Sosyal Bilimler

Nedensellik Komedisi

Nedensellik ilkesi oldukça ilginç ve tartışmalı bir konu. Nedensellik aslında bir aldatmaca olabilir mi? Deneyimlerimiz bizi kandırıyor aslında nedensellik veda edilmesi gereken bir şey. Nasıl horoz öttüğü için güneş doğmuyorsa, horozun ötüşü ile güneşin doğuşu arasında bir alaka yoksa bir olayın diğer olayın nedeni olduğu ile ilgili varsayımlar da deneyimlerimizin bizi yanıltması olabilir. Tabii David Hume ve kimi felsefecilere göre. Hatta Gazali’ye göre de. Fakat bu yazının konusu nedensellik ilkesine ne kadar güvenebileceğimiz değil.

Yazının başlığına nedensellik komedisi dememin nedeni nedenselliğin bir aldatmaca olduğunu savunacak olmam değil. Nedensellik ilkesi güçlü şekilde savunulması gereken bir ilke sanırım. Yoksa İbn-i Rüşd’ün dediği gibi ateşin pamuğu yakması nedesellik değil irade sonucuysa ne ateşe ateş ne pamuğa pamuk diyebiliriz. Hiçbir şeyin tanımını yapamayız ve bu yol bir yere çıkmaz.

Gerçek nedeni ne?

Nedensellik güçlü bir komedi unsuru olarak görülebilir. Her olayın bir nedenler paketi vardır. Örneğin çakmağı çaktığımızda ateş çıkmasının nedeni sadece çakmağı çakmamız değil ortamın uygun olması, oksijen, nem vs, çakmakta gaz olması, çakmağın elimizle çakılacak şekilde tasarlanmış olması gibi onlarca alt neden vardır. Öyleyse çakmağın yanmasının nedeni sadece çakmağı çakmış olmamız mıdır? O sırada çakmağı neden elimize aldığımız da bu nedenler paketinin bir parçasıdır.

Eğer nedensellik nedenselliği doğuruyorsa bir şeyin gerçek nedeni olarak neyi belirleyeceğiz? American Hustle filminde komik bir sahne vardı. Adam eşine bir mikrodalga fırın alır. Bu fırınlar yeni çıkmıştır ve adam sorunlu eşini, fırına metal koymaması gerektiği konusunda defalarca uyarır. Kadın umursamaz ve metal kaptaki yiyeceği ısınması için fırına koyunca fırın patlar. Küçük çaplı bir yangın çıkar ve kadın yangını söndürür.

Adam eşine sitem ettiğinde eşi bunun onun hatası olduğunu söyler. “Evet insanlar bazen dalgın olabilir ve ben de dalmışım.” der. Patlayan, yangın çıkaran ve yiyeceklerin besin değerini düşüren bir şeyi ne diye eve getirdiğini sorar. Ve şunu ekler: “İyi ki buradaymışım. Eğer burada olmasaymışım evimiz yanacakmış. Şu aptal fırının yüzünden. Bana teşekkür etmelisin.”

Kadın haklıdır. Eğer fırın o eve gelmeseydi bu patlama olmayacaktı. Üstelik iyiki oradadır çünkü kadın orada olmasaydı ev yanabilirdi. Nedensellik zincirine göre kadın haklıdır. Steven Pinker, Düşüncenin Maddesi kitabında bir olaydan bahseder. Bir filmde karides fırlatma sahnesini izleyen restoran şefi bir müşterinin ağzına karides fırlatır. Adam karidesten kaçmak için kafasını arkaya eğer. Kafasını arkaya eğince iki kez omurga ameliyatına girer. İkinci omurga ameliyatında, ameliyathanede adama mikrop bulaşır ve kan zehirlenmesinden ölür. Olayın gerçek nedeni nedir?

Kan zehirlenmesine neden olan süreci başlatan olayda eğer adam birinci seferde ameliyat edilebilse ölmeyecekti. Eğer adam başını dikkatsiz şekilde eğmese, şef karidesi fırlatmasa, adam karides sipariş etmiş olmasa, şef ilgili filmi izleyip etkilenmese ya da bu sahne çekilmemiş olsa sonuç değişebilirdi. Nedensellik ilkesini komik yapan şey olayın nedeni ile ilgili her zaman bir üst seviyeye çıkabilecek olmanız ve biraz da haklı olmanız. Uzatmak istenirse nedenin nedeni Big Bang öncesine kadar gidecektir.

Peki sorumluluk?

Sorumlu olan yani olayın sonucuna katlanması gereken birileri çoğu zaman olacaktır ve bu doğrudur da. Aksini düşünmek de bizi bir yere götürmez. Genler, çevre, uzay, zaman, nedensellik bir şekilde sorumlu tutulabilir fakat bunlar ciddiye alınmamalıdır. En azından işleyen bir hukuk sistemimiz olmasını istiyorsak. Yine de nedenselliği daha yukarılara taşıdığımızda yanlış bir şey söylemiş olmayacağız.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: