İç Çekmeler Köprüsü

Venedik’te Dükler Sarayı’nı hapishaneye bağlayan bu köprü yapıldıktan yıllar sonra ismini Lord Byron’ın “I stood in Venice, on the Bridge of Sighs, A palace and a prison on each hand:”…” dizelerinden almış. Bir tarafta tüm şatafatıyla saray yani dünya nimetlerinin tümünü sonuna kadar vaad edilmesi diğer tarafa düşen ise kötü koşullar nedeniyle gidenleri bir süre içinde öldürecek olan hapishane. Bu hapishaneye gidenler iç çekmeler köprüsünden (Ponte dei Sospiri) geçerken son kez o muhteşem Venedik manzarasına baktığını bilerek o hapishaneye giderlermiş. Köprü adını buradan alıyor. Bir yanda saray bir yanda hapishane ve bu iki tezatı birbirine bağlayan bir köprü.

Venedikli olmayan belki Batılı olmayan biri için aynı iç çekme durumu bugün hala geçerli gibi görünüyor. Bambaşka bir şeyden bahsediyorum, şehirlerin ölümünden. Dünya hızla şehirlerini yok ederken elde avuçta kalan şehirler ziyaretçilerini daha çok etkiliyor. Biraz paranoyakça gelecek olsa bile şöyle bir gerçek var ki şehirler yok oluyor. Bu yok olma inanmamız beklendiği gibi Raskolnikov’un öfkesinin sembolü olan balta ile tefeciyi öldürmesine benzemiyor. Bir anlık öfkeden ya da krizden doğan yok olmalar değil bunlar. Nazilerin ellerindeki düşmanları kitle halinde yok etme “sorunlarını” çözmek için son derece duygusuzca, öfkeden uzak ve bilimsel bir metot olarak gaz odalarında öldürmelerine benzeyen bir yok etme. Dünyadaki şehirler bir şekilde ölüyor. UNESCO kültür mirası listesindeki yerler bile yok oluştan, talan ve yağmadan kurtulamıyor.

Eski kör nakkaşların Herat’ı ve Kandahar bilmem artık düzelir mi? Anı gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz sözünün geçerliliği kaldı mı? Şairin, “Lübnan yeniden kurulur yine şenlenir Beyrut, ama senin gözlerinin savaşı bitmeyecek…” dediği Beyrut bilmem yeniden şenlenir mi? Şam’da ve Lazkiye’de olanlar, Kiev’in başına gelenler, Filistin şehirleri bugün yarın Yemen’de olacaklar vs. Örnekleri uzatmak maalesef ki kolay. Bunun yanında bir başka ölüm söz konusu şehirler için ki o da herhalde bir tür Apolloncu ilerlemeye doğru Dionysoscu bir yıkım. Belki bir tür adli ilahi. Gelişen şehirler o kadar karmaşıklaşıyor ve pahalı hale geliyor ki bambaşka sorunlar ortaya çıkıyor şehirde.

Venedik yukarıdaki şehirlerin aksine başka bir şekilde ölüyor gibi görünüyor. Demografik kriz yaşayan bir ülkenin en beter şehri. Venedik’in merkez nüfusu ilk kez 2020 yılında elli bin kişinin altına düşerek 1500’lü yıllardaki nüfusunun bile altına düştü. Artık şehirden çok bir “açık hava parkına” dönüşen şehir artık sadece turistler için geçici olarak kalınabilecek bir yer haline gelmiş. Her şey çok pahalı ve şehir şehir halkından değil turistlerden oluşuyor. Venedik açık tabutta sergilenen bir cenazeyi akla getiriyor bütün bunlar birlikte düşünülünce. Şehir gerektiğinde ayakkabılarını yaptırdığın, bazen de esnafın öğrencilere ücretsiz yemek verdiği bir yerdir. Venedik bu anlamda bir şehirden çok bir tür eğlence parkı gibi görünüyor.

Lojistik ağlar şehirlerin can damarlarıdır

Venedik gücünü tuz toplayarak ve balıkçılık yaparak kazanıyor. Binbir zahmetle kurulmuş güvenli bir deniz şehri olduğu için bölge halkını çekiyor. Bugün bir şehrin kaderi lojistik ağına ne kadar dahil olduğuna bağlıdır. Lojistik sayesinde şehir kendinde biriktirdiği enerjiyi sisteme verir ve gerekli olan enerjiyi sistemden alır. Geçmişte ticaret yolları üzerinde olduğu için çok önemli olan şehirler bu yolların önemini kaybetmesi ya da yeni yapılan demiryollarına uzak kaldıkları için eski değerlerini kaybetmişlerdir. Aksine lojistik ağına dahil olan şehirler ciddi anlamda değer kazanmışlardır. Bugün ülkemizde Ankara’nın yakınındaki önemli şehirlerin önüne geçmesinin nedenlerinden biri budur.

Zenginleşen şehirler kendi gelişimlerini sürdürülebilir olarak devam ettirebilirler. Şehrin takımları sporda önemli bir yere gelir. Şehrin şirketleri ülke çapında iş yapmaya başlarlar. Bir ülke için en önemli şeylerden biri bu lojistik ağı kurmak olmalıdır. Bugün Venedik’e giden bir ziyaretçinin kendini ah çekerken bulmasının bir nedeni de bu olmalıdır. İtalya ve Türkiye’nin elektrikli hat ve yht uzunluğu toplamını Gemini verileriyle karşılaştırırsak Elektrikli Hat ve YHT Toplamı, Türkiye için 3.520 km İtalya için 9.945 km. Türkiye yüz ölçümü olarak daha büyük ve daha kalabalık bir ülke. İtalya’nın milli geliri bizim milli gelirimizden elektrikli demiryolu hatları gibi üç kat fazla.

Venedik’teki esirlerin Venedik’e baktıklarında iç çekmelerinin nedeni belki bugün başka bir haliyle bizim için de geçerlidir. Şehir estetiği, şehir sanatı, mutfak bir yana şehirler de insanlar gibi ölebilen yapılardır. Bu öyle bir ölmedir ki oradaki tüm eğitim seviyesi, sanat ve bolluk uçup gider. Bir zamanların yıldız şehirleri tıpkı gökteki yıldızlar gibi sönüp gidebilir. Şehir sevmemiz ve birlikte geliştirmemiz gereken ikinci evimizdir. Güzel bir şehir güzel bir ev kadar önemlidir. Vaktimizin yarısı evde geçiyorsa yarısı da şehirde geçer. Felsefenin bilimin ve sanatın amacı iyi yaşamaktır. İyi yaşamaya hizmet etmeyecekse bunlarla ilgilenmenin çok da bir anlamı yoktur. İyi yaşamanın en temel koşulu ise güzel şehirler inşa etmektir. İç çekmeler köprüsündeki derin tezat saray ve hapishaneyi birbirine bağlamasıdır. Bugün aynı çelişki şehirler için de söz konusudur.

Bir Cevap Yazın

Diğer 1.076 aboneye katılın