Milat öncesinde bile eski olduğu kabul edilen bir atasözü bu. Gladyatör kararını arenada verir. Bu söz günümüzün en karmaşık meselelerinin bile neden çözümsüz olabileceğini daha doğrusu neden bir ölçüde çözülebileceğini düşünürken aklımıza gelmeli. Gladyatör kararını arenada verir çünkü rakibin bakışı, el kol hareketleri ve vücudunun şekline göre o anda karar verilmesi gerekiyordur. Önceden hazırlanmış reçeteler ya da planlar arenadayken geçerliliğini kaybedecektir. Belki daha da önemlisi kararın zamanlaması gladyatörün elinde olmayabilir. Karar o anda iyisiyle kötüsüyle verilmek zorundadır. Hamlenin doğru olup olmadığı dövüş geriye dönük olarak yorumlandığında ya da rakip hamlesini yaptığında ortaya çıkacaktır. Kararın doğruluğu ve yanlışlığı üzerine sonradan yapılan değerlendirmeler çoğu zaman boşunadır çünkü gladyatör o kararı hava sisliyken ortada herhangi bir veri seti yokken vermiştir. Geçmişi yorumlamak çoğunlukla geleceği yorumlamak kadar anlamsız hale gelebilir.
Bu atasözüne benzer ama büyük bir farkı da içeren başka bir atasözü daha vardır. Kervan yolda düzülür. Kervan, kimin hızlı gidip yavaş gittiğine göre, kimin önde gitmek isteyeceğine, kimlerin peş peşe gideceğine göre şekillenir. Burada sürecin ortaya çıkardığı koşullara göre bir şekil alma vardır. Bu atasözü şartlara ve sorunlara “zaman içinde” uyumu içeren bir tutumu ifade eder. Arenada karar vermek zorunda olan gladyatör ise edilgen olamaz. Şartlar ve koşullar ne olursa olsun o anda tüm kapasite ve tecrübesini ortaya koymalıdır. İki atasözünün birbirine üstünlüklerini kıyaslamıyorum. Anlattıkları durumların birbirinden farklı olduğuna dikkat çekiyorum. Evet gladyatör kararını arenada verir fakat karar verecek olan iki gladyatör vardır. Karar vermek mutlaka başarıya götüren bir süreç olmayacaktır. Karar vermek zaten zor bir iştir. Kararın kalitesi sonuçlarına göre değerlendirilir. Bazen iyi bir karar kötü sonuç, kötü bir karar iyi sonuç doğurabilir.
Gladyatör kararını arenada verir atasözünün günümüz karmaşık sorunlarıyla ilişkisini anlamak için bu sözün karar epistemolojisi bağlamında düşünülmesi ilginç olacaktır. Yönetim kritik kararlar vermeyi gerektiren bir pozisyonda kendimizi bulmamıza neden olur. Birinci problem durumun statükoya bırakılamamasıdır. O anda bir karar alınması zorunludur. Ortada bir kriz vardır ve hava pusludur. Eskinin talimatları eski durumlar ve eski veriler için geçerlidir. Karar verici ise verideki bozulmayı, eski durumların oluşmasını sağlayan dinamiklerin değiştiğini fark etmesi gereken kişidir. Eski veriyle işlem yapmak ölümcül bir hataya neden olabilir. Buradaki beceri çok özgün bir beceri olan kimsenin ne yapacağını bilmediği durumlarda ne yapılması gerektiğini okuma becerisidir.
Kritik kararlar almak üzerine
Siyasete girmeden siyaset üzerine konuşmayı deneyelim şimdi. Ülkemizin hava sahasını ihlal eden Rus uçakları düşürülmeli midir yoksa görmezden mi gelinmelidir? Bu kararın etkileri ve yol açtığı sonuçlardan sonra yorum yapmak ve kararı değerlendirmek kolaydır. Karar alınırken sonuçlar sadece tahmin düzeyindedir ve karar verici o anda bir karar vermek zorundadır. Diyelim ki dünya askeri anlamda süt liman. Daha otoriter daha militarist bir yapıya geçişe müsait halde fakat fiilen ortada böyle bir durum yok. Karar verici ne yapmalıdır? Uzun barış dönemlerinin veri setine aldanıp hazırlıksız yakalanmak da bir ihtimaldir. Ülke kaynaklarını katma değeri yüksek yatırımlara dönüştürme fırsatını kaçırmak da. Elbette sorunlar her zaman böyle siyah ve beyaz şeklinde ayrışmaz fakat fark edilmesi gereken ortada bir karar zorunluluğu olduğudur. Karar alıcı zamanın ruhunu sezmek zorunda kalacaktır.
Karar zorunluluğu gerektiren belirsiz durumlarla ilgili bir diğer örneğimizi ekonomi alanından verebiliriz. Finansal piyasalarda başarılı olmak önceden belirlenmiş reçetelere göre mümkün olsaydı büyük üniversitelerin iyi öğrencileri hep başarılı olurdu. Finansal piyasalarda sabırlı olan ve herkesin uyguladığı ilkeleri uygulayanların er geç başaracağı tavsiyesi artık geçerli değilse bunu kim fark edecektir? Şunu tahmin ediyoruz ki başarılı olanlardan çok daha fazla sermayeyi eriten yatırımcı var. Bir metot ya da bir reçetenin ne zaman ve ne niçin geçersiz olduğunu kim sezebilir? Kusursuz fırtına başladığında hangi kararlar hayatta kalmayı sağlayacak?
Kritik kararlar vermek değişen veri setini, değişen dünyayı sezmeyi gerektirebilir. Bu durumda karar verici başkalarına mantıklı gelmeyen bir yolu izleyebilir. Karar verirken kamuoyu beklentisi dahilinde karar almak sorumluluktan kurtulmayı sağlar. Çoğunluğa hatta bazen kendi destekçilerine karşı kararlar alarak irrasyonel biri gibi görünmek bir seçimdir. Bu seçimin sonuçları karar vericinin kendi ikbali açısından da hayati olabilir. Bu durumda gladyatör sadece kendine güvenmek ve kararını vermek zorunda kalacaktır. Doctor Who’nun doktoru gibi. Doktor kendini her zaman son anda aklına gelecek parlak bir fikre bağlar. İrrasyoneldir bu. Sahne bu şekilde kurgulanmış olsa da izleyenler bilir ki doktor son anda aklına gelecek parlak fikirlere güvenmemektedir. Doktor, yüzlerce yıllık hayatından gelen geçmiş tecrübe ve deneyimleriyle zamanı okuma becerisine güvenmektedir. Tecrübe reçete değildir. Arenadayken artık reçetelerin değil, muhakememizin sınandığı bir dünya vardır.


Bir Cevap Yazın