Güzeli Kurtarmak ya da Yıkımın Ekonomisi

Güzel olanın vahşiçe saldırıya uğradığı, şehirlerin sistematik olarak yok edilişinin yeni bir örneğiyle karşı karşıyayız. Şehirlerin bilinçli ve sistemli olarak yok edildiğine dair şüphe düzeyinde düşüncelerim var. Şehirlerin sistemli şekilde yok edilmeye çalışılması hala şüpheli bir olgu olsa da artık konuşmak için altı doldurulabilir hale geldi. “Lübnan yeniden kurulur, yeniden şenlenir Beyrut ama senin gözlerinin savaşı bitmeyecek.” Yanıldı değil mi şair? Bir zamanlar Doğu’nun Paris’i denen Beyrut şenlenmedi daha beter oldu. Beyrut, Bağdat, Şam aynı kaderi paylaştılar. Bugün sıra Şiraz, İsfahan ve Tahran’da gibi görünüyor. Körfez ülkelerinin şehirleri de ihtişamını kaybedecek gibi görünüyor. Kiev daha düzelir mi bilinmez. Havana bir sömürge olarak devam edecek gibi gelecekte.

Şehirler savaşlar, kıtlıklar ya da çeşitli nedenlerle yok oluyor arkasında sistematik bir akıl aramak manasız geliyor olabilir. Bu cümlenin doğru olabileceğine tamamen katılmakla birlikte bir iki gerçeği hatırlamak gerektiğini düşünüyorum. Dünyadaki en büyük zenginlik kaynaklarından birisi şehir rantı, dolayısıyla arsa rantıdır. Bir şehrin yüz ölçümü yarı yarıya azalsa kalan yarısının değeri muhtemelen en az iki kat artar. Dünyadaki marka şehirler azaldıkça da kalanların değeri artacaktır. Bununla beraber şehir geliştikçe gelişim hızı katlanarak artar. Bir arsaya milyon dolar ödendiğinde etrafındaki arsaların fiyatı da yakın seviyelere ulaşmış olur. Zenginleşme bu anlamda kolektiftir. Yatırım yatırımı, zenginlik zenginliği çeker. Dünya milyonerlerine taşınmazlar satmak bütün ülkelerin hedefidir. Doğrudan turizm ise çok büyük bir gelir kalemidir. 

Bir şehir ne kadar öne çıkarsa o kadar zenginlik yayar. Bu düşünce uçuk geliyorsa ev sahipliğinin artık bireylerden şirketlere geçerek bir enflasyondan korunma kalkanı haline gelmiştir. Şirketlerin öz kaynaklarının erimemesi için mülklerin fiyatlarının düşmemesi gerekmektedir. Ev fiyatları düşerse öz kaynaklarımız erimiş görünür diye bile konut alımı yapılabilir. Dünyadaki ev sahipliği oranlarının azalmaya başladığını hatırlayalım. Konut artık bir barınma aracı değildir finansallaşmıştır. Temel bir insan hakkı olan barınma için yapılan evler artık emtialardan biri haline gelmiştir. Şirketler mülkeri üzerinden pasif gelir sağlar ve bu pasifler yeniden mülk alımında kullanılabilir. 2011 yılında ABD’de 1.000’den fazla eve sahip olan şirket sayısı neredeyse sıfırdı. 2022 itibarıyla bu kurumsal fonların elindeki müstakil ev sayısı 700.000’i geçti.  2012 yılında Avrupa’da borsaya kote şirketlerin elindeki konut portföyünün değeri 34,8 milyar Euro iken; 2020’de bu rakam 156 milyar Euro‘ya (yaklaşık 5 kat artış) çıktı. (Gemini)

Bölgesel ve küresel rekabetler 

Bir şehir yok olduğunda ya da tökezlediğinde bu şehirden başka şehirlere ve ülkelere büyük sermaye kaçışları olabilir. Bazen kaçan sadece sermaye değil insan kaynağı ve kültür öğeleri de olabilir. Savaş sırasında ciddi bir sermaye göçünün yanında beyin göçü de olur. Tarihi eserlerin yer değiştirmesi de söz konusu olabilir. Bir şehrin kaybı başka şehirlerin kazancı olabilir. UNESCO kültür mirası listesindeki yerler tarumar edilebilir. Bu dünyayı fakirleştirirken bir bölgeyi zenginleştirebilir. Bazı ülkelerin yöneticileri beş on milyar dolar için insanlığın ortak mirasını hiçe sayabilir. Paranın her şeyi metalaştırma gücü güzel olanı metaya indirgediğinden artık ondan vazgeçmek hiç problem olmayabilir. Yani güzeli kurtarmak mümkün olmayabilir.

Ülkeler arasındaki rekabet bir anlamda şehirlerin de rekabetidir. Bu rekabet gördüğümüz üzere düşmanlık olarak da karşımıza çıkıyor. Bugün yok olan şehirlerin çoğunluğunun Orta Doğu’da olmasının önemli bir nedeni bölgedeki sınırların taraflarca kabul edilememiş olmasıdır. Bu neden tek neden değildir. Büyüme ve genişleme hedefindeki devletler sınırlarını genişletemeseler bile bölgesel güç olmak adına kendi şehirlerini öne çıkarmak istemektedirler. Böyle resmi bir açıklama olmasa bile marka şehri olmayan bir bölgesel güç hayal etmek güçtür. Bu durumda yapılacak olan kendi şehrini geliştirmektir. Dubai böyle bir arayışın şehri olabilir.

Bölgesel rekabetteki büyük hırslar şehirler arasındaki güzellik yarışını düşmanca bir gözle görülmesine neden olabilir. Buradaki boyut artık yok etme, hınç ve yerine geçme isteği ile ilgilidir. Bu çokca psikolojik bir faktördür ve kıskançlığın yön değiştirip arzu öznesini yok etme isteği olarak dışa vurulmasıdır. Bugünkü İsrail yönetimi, kendi şehirlerinde bulunmayan güzelliği diğerlerini çirkinleştirerek unutmaya ya da önemsizleştirmeye çalışıyor gibi görünmektedir. Kudüs ile ilgili dini görünen bu mücadele aslında bir tarih yaratma ve güzellik arayışı olarak görülmelidir. Tel Aviv’in yerine Kudüs’ü başkent yapma isteği bunun bir kanıtı olarak okunabilir. Cadının, dünyadaki en güzel kadının “Pamuk Prenses” olduğunu öğrendiğindeki durumdur bu. Bugün yok edilebilen güzellikler yakındadır. Yarın fırsat olursa hedef belki Paris belki Tokyo olacaktır.

Düşmana aç ve güzele düşman bu anlayış insanlığa ve İsrail’e zarar verecektir. Hınç duygusu çift yönlü çalışarak İsrail’in kendini yok etmeye olan meylini de güçlendirecektir. Güzel olanın güzel kalması ve güzelin kurtarılması için belki yapılması gereken sadece güzeli kurtarmaktır. Güzeli korumak, yaşatmak ve gelişmesine izin vermek. Şehirlerin yok olması, önemini kaybetmesi ya da başka yollarla darbe alması başlangıçta bazı faydalar sağlıyor gibi görünebilir. Bu sadece bir yanılsamadır çünkü sürdürülebilir değildir. Geriye kalan o güzelim şehirlere sadece milyonerler değil evinden barkından edilmiş milyonlar dolmaya başlayacaktır. Öyle ki sonunda yok edecek bir güzel bile kalmayabilir. İnsanlara, şehirlere ve güzele saygı duymamak onu büyük olmaktan çıkarıp sıradanlaştırır. Kategorik imperatif ilkesine uygun bir cümleyle bitireyim. Güzeli kurtarmak her insanın her çağda ve topluluktaki doğal ödevidir.

2 yanıt

  1. Delininbirisi avatarı
    Delininbirisi

    Şehirlerin yok olması ya da tökezlemesi durumunda sermaye, insan kaynağı ve kültürel öğelerin başka şehirlere kaçabileceğinden; bir şehrin kaybının başka şehirlerin kazancı olabileceğinden sözetmişsiniz. Peki şuanki durumda sizce başka şehirler neresi ?

    1. Savaşın yayıldığı tüm şehirler bu tehlike altında. Gelecekte ise su ve iklim krizine bağlı olarak Güney Yarım Kürede bazı sorunların çıkması muhtemel. Belli bir ajanda olmayabilir fakat dünyadaki baskın olan güç grupları büyük bir savaş çıkmazsa yerlerini koruyacaklardır. Büyük bir savaş ya da güç gruplarının bir şekilde ayrışması başka şehirlerin de eski ihtişamlı zamanlarını kaybetmesine neden olabilir.

Bir Cevap Yazın

Diğer 237 aboneye katılın
Şiraz Duvarı
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.