Açık Kültür, Sosyal Bilimler

Bilinç Nedir? Ve Zombi Sistemler

Bilinç nedir? Bu soruya cevap vermeden önce öznenin ne olduğunu tanımlamak gerekiyor. Özneyi yani “ben” denilen şeyin ne olduğunu anlamak bilincin ne olduğunu anlamamıza da olanak verebilir. Yazıya başlamadan önce şu önemli konuyu belirtmek gerekir. Bilincin ne olduğu tabii ki halen bir tartışma konusudur ve bu yazıdaki bilincin ne olduğunun cevabı Incognito kitabında bilinçle ilgili yer alan bilgiler, dolayısıyla da yazarın düşünceleridir.

Bilinç nedir? Bu soruyu tanımlamak için “ben” denilen şeyi anlamak gerekiyor. Ben kavramıyla ilgili tuhaf olan şey benin aslında ne olduğununun hatta olup olmadığının bile bir tartışma konusudur. Yazı biraz karmaşık başlamış olabilir ama düzelecek. Önce kitaptaki şu örneklere bakalım “ben” kavramını anlamakla ilgili.

Carl Jung’un ifadesiyle, “Her birimizin içinde, tanımadığımız biri daha vardır.” Pink Floyd’un ifadesiyle de “Kafamın içinde biri var, ama o ben değilim.”

Kendisinden fışkıran bunca fikirden yola çıkan Leibniz de tıpkı Maxwell, Blake ve Goethe gibi, içinde belki de daha derin, erişilmez mağaralar olduğundan kuşkulanmaya başlamıştı. Leibniz, farkına varmadığımız bazı algılar olduğunu öne sürerek bunları “küçük algılar” (“petites percetions”) olarak tanımladı.

Aldığımız bir ilaç veya geçirilen bir hastalık hormon dengesini değiştirerek farklı biri olmamıza neden olabilir. Beyinle ilgili bazı sorunlar olduğunda kişinin karakterinin tamamen değiştiği bile görülmüştür. Parkinson hastalarına verilen bir ilaç bu insanları kumara düşkün yapmış mesela. Ben hormonların ve nöronların hareketinden ibaretse tanımlayacak bir “ben” bulmak zorlaşmaktadır.

Bilinci anlamaya çalışırken özneyi de kaybetmeye başladık. Bu kaybediş bilinci anlamanın da anahtarı. Özne yani ben bir bütün değil. Ben farklı sistemlerden oluşan bir bütün. Örneğin karşı cinsten birini çekici bulup bulmayacağımızı belirleyen bir alt sistemlere sahibizdir ve biz neden olduğunu bilmeden birini çekici buluruz. Bilinçli olarak fark etmeden karşı cinsin göz bebeklerinin o anki büyüklüğü, vücut kokusu, bel kalça oranı gibi özellikleri bu alt sistem tarafından sezilir ve bilinçte beğeni olarak karşılık bulur.

Zombi sistemler

Organizmada yani öznede uzmanlaşmış alt sistemler vardır ve bu alt sistemler yaptıkları iş konusunda tamamen uzmanlaşmışlardır. Kalp atışımız, nefes alıp vermemiz gibi sistemlerdir bunlar. Nörobilimciler hayvanları incelediğinde bu zombi sistemleri daha kolay ortaya koymuşlar. Bir tavuk eşelemek, gagalamak gibi basit özelliklere sahiptir. Richard Dawkins bu zombi sistemler hakkında ilginç örnekler vermiştir. Örneğin bir devekuşu yavrularını gagalayarak öldürmektedir. Bunun nedeninin merak eden bilimciler devekuşunun sağır olduğunu fark ederler. Devekuşlarının yavruları koruma programı çok basittir. Yuvaya yaklaşıyorsa ve yavru gibi ses çıkarmıyorsa saldır. Canlılar bu türden zombi sistemlere sahiplerdir. İnsan da birçok zombi sisteme sahiptir.

Zombi sistemlerle ve bu sistemlerin çatışmasıyla ilgili iki güzel örnek yer alır kitapta. Bir zombi sistem diğeriyle çatıştığında ne olacaktır? Ringa martısı ve dikenli balık örneklerine bakalım.

Bir ringa martısı, yuvasına kırmızı bir yumurta koyacak olursanız, çılgına döner. Kırmızı renk bu kuşta saldırganlığı, yumurtanın şekli de kuluçka davranışlarını tetikler. Hayvan sonuç olarak bir yandan yumurtaya saldırırken bir yandan da kuluçkaya yatma eğilimine girer.

Bir dikenli balık başka bir balığın alanına girerse erkek saldırma ve kur davranışlarını aynı anda sergiler ki, dişiyi tavlamanın yolunun bu olmadığı gayet açıktır. Zavallı erkek dikenli balık, basit kilit-anahtar girdileriyle (Sınır ihlal edildi! Dişi!) tetiklenen bir zombi programlar yığınıdır adeta ve çalışmakta olan alt programlar da uzlaşmanın yolunu bulamamışlardır. Bu veriler, bana göre ringa martısı ve dikenli balığın bilinçli diyebileceğimiz bir durumda olmadıklarını söyler.

Neden bir bilincimiz var?

Evrimsel bakış açısıyla, bilincin amacı şöyle açıklanabilir belki: Dev bir zombi sistemler topluluğundan ibaret bir hayvan, enerji bakımından verimli olsa da bilişsel esneklikten yoksundur. Belirli ve basit işleri yaparken yararlanacağı ekonomik programlara sahiptir ama programlar arasında geçiş yapmasını ya da yeni ve beklenmedik işlerde uzmanlaşmak için hedef belirlemesini sağlayacak hızlı yollara sahip değildir. Hayvanlar âlemindeki çoğu hayvan, belirli işleri büyük başarıyla yerine getirir (çam kozalağının içinden tohumları çıkarmak gibi) ama dinamik biçimde yazılım geliştirme esnekliğine sahip tür (insan gibi) sayısı çok azdır.

Ringa martısı ve birçok hayvanda olduğu gibi zombi sistemlerin çatışması büyük sorunlara neden olur. Bu problemin çözülmesi için zombi sistemler arasında bir arabulucu gerekir. Incognito kitabında yazar düşüncelerini bu sav üzerine kurar. Bilinç bir zombi gardiyanıdır. Evrimsel açıdan esneklik kazanamayan canlı avantajını kaybedecektir. Zihin bu zombi sistemlerin çatışmasını çözer. Basit bir örnekle bir dilim pasta teklif edildiğinde vücudun bir yanı onu ister bir yanı ise bir kilo alma korkusuyla pastadan uzak durmak ister. Bilinç bu çatışan sistemler arasındaki dengeyi kurar.

Tabii söz konusu sadece iki sistem değildir. İşin içinde çok sayıda zombi sistem çatışması, ittifaklar ve karşıt gruplar olabilir.

Diğer canlılarda da bir bilinç var mı?

Bilim, bu soruya yanıt vermeyi sağlayacak ölçümleri yapmanın yollarını henüz bulamamıştır ama ben yine de iki sezgisel görüş belirteceğim. Birincisine göre bilinç, olasılıkla “ya hep ya hiç” niteliğini taşımayıp farklı derecelerde var olabilir. İkinci varsayımım da, bir hayvanın bilinç derecesinin, zihinsel esnekliğine paralel olacağıdır. Hayvan ne kadar çok alt programa sahipse, kurumu yönlendirecek bir başkana da o kadar gerek duyacaktır. Alt programları bir bütün olarak koruyan başkan, adeta bir zombi gardiyanıdır.

Incognito – Beynin Gizli Hayatı kitabını buradan satın alabilirsiniz. Bilinç nedir? Sorusuna verilen cevaptaki alıntılar bu kitaptan alıntılanmıştır. Burada yazarın düşüncelerinin özetini vermeye çalıştım fakat bağlamından koptu yer yer. Daha sağlıklı bilgi için kitabı okumak gerekir.

1 Comment

  1. Ferda

    Bilinç her canlıda belli bir düzeyde var demek ki. Bilinç dediğimiz şey gelişmiş içgüdü. Beyin daha gelişmiş olduğu için verilen tepki daha karmaşık oluyor. Bilinç içgüdüler toplamı yani zombi sistemler toplamı. Karıncada, balıkta, maymunda ve insanda bilinç var. Düzeyleri farklı. Bizdekine bilinç böceklerdekine içgüdü diyoruz ama her organizma onu meydana getiren genlerin gerektirdiklerini yapıyor.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: