Bilişsel Yük Teorisi Nedir, Bir İçerik Nasıl Sunulmalı?

Bilişsel yük nedir? Bilişsel yük teorisi, insan beyninin uzun süreli ve geçici bellek olmak üzere ikili yapıda olduğunu ve yeni bir öğrenme meydana gelirken bilginin uzun süreli belleğe geçmesi için içerikte 7 öğeden fazlasına yer verilmemesi gerektiğini savunan bir teori.

Bilgi işleme süreçlerinde, insanların sınırlı çalışma belleği ve sınırlı olmayan uzun süreli belleklerinin olduğu varsayılır. Çalışma belleğinin kapasitesi yalnızca yedi elemanla sınırlıdır.

Herhalde insan zihnini bir bilgisayara benzetirsek, bir ram belleğe (geçici bellek) ve bir harddiske (uzun süreli bellek) benzetebiliriz. Eğer ram belleğin kapasitesini aşan bir işlem yaparsak yaptığınız işlem ram yetersiz kaldığı için harddiske geçmeyecek ve kaybolacaktır. Bu nedenle bilginin geçici belleğimize uygun hale getirilerek oluşturulması gerekmektedir.

Bilgi sunulurken dikkatimizi odaklayamayacağımız kadar veriyle karşı karşıya kalırsak aşırı bilişsel yüklenme olur. Aşırı bilişsel yüklenme, çok fazla bileşene, yola ve araca sahip ortamlardaki seçenekler nedeniyle, kullanıcıların boğulması ve kafalarının karışması olarak da tanımlanabilir. (Murray, 2001).

Büyük miktarlarda bilginin karmaşık bir yapıda sunulması, öğrencilerin bu ortamlarda aşırı bilişsel yüklenmesine (cognitive overload) ve görevlerin yerine getirilmesinde güçlüklere neden olabilmektedir (Akt. Demirbilek, 2004). Çoklu ortamlardaki bilgi yoğunluğu ve farklı seçenekler arasında aşırı bilişsel yüklenen öğrenciler, bu durumda nerede olduklarını, nereden geldiklerini ve nereye gideceklerini bilememekte yani kaybolmaktadırlar (disorientation) (Ramsey, 1996; Dias ve Sousa, 1997).

Diğer bir deyişle, aşırı bilişsel yüklenmeyi engellemek, öğrencilerin kaybolma düzeylerinin de azalmasını
sağlayacaktır. Bu tür ortamlarda aşırı bilişsel yüklenen, buna bağlı olarak da kaybolan öğrencilerin performansları düşecek ve istedikleri bilgilere ulaşmada daha fazla zaman ve çaba harcamaları gerekecektir

Bilişsel yük teorisi ve bilişsel yük türleri

Genellikle üç tür bilişsel yükten bahsedilir: asıl yük (intrinsic load), konu dışı yük (extranous load/ineffective load) ve etkili yük. (germane load/effective load)  Asıl yük, öğrenilmesi zor olan içeriğe bağlı olarak çalışma belleğinde yüklenmenin gerçekleştiği türdür. Sunulan bilgi karmaşık olduğunda asıl yük de yüksek olacaktır. İnsanların öğrenmesi gereken birçok konu olduğu için genellikle asıl yük yüksek olur. Konu dışı yük, iyi tasarlanmamış öğretim materyalleri ve iyi olmayan öğretim tasarımı sonucunda çalışma belleğinin yüklenmesidir. Tasarlanan öğrenme ortamı, uygun olmayan bilgileri ya da bilgi işleme sürecini olumsuz yönde etkileyen diğer materyalleri içeriyorsa konu dışı yük yüksek olacaktır.

Etkili yük ise zihinsel yapıların oluşması ve düzenlenmesini sağlayan süreçlerde ortaya çıkar. Konu dışı ve etkili yük öğretim tasarımından etkilendiğinden öğretim tasarımcılarının kontrolündedir. Önemli olan, asıl yük, konu dışı yük ve etkili yükün toplamının çalışma belleğinin kapasitesini aşmaması başka bir deyişle aşırı bilişsel yüklenmenin olmaması nedeniyle beklenen öğrenmenin gerçekleşmesidir.

Bu nedenle araştırmacıların çoklu ortamları tasarlarken resim, grafik ve animasyonları nasıl kullanmaları gerektiğini bilişsel yük kuramını göz önünde bulundurarak incelemeleri, öğrenme süreçlerinin etkili ve verimli olabilmesi için önem taşımaktadır.

Bilgiler sunulurken işitsel ve görsel kanallara eşit derecede aktif edilmelidir. Sanıyorum görsel algı ve işitsel algı iki kablo olarak düşünülürse, bilginin daha geniş bir kanaldan ilerlemesi için iki kablo da kullanılmalıdır. Kablolardan birinin daha fazla kullanılması veya birinin hiç kullanılmaması bilişsel yükü artıracaktır.

Aşırı bilişsel yüklenmeye neden olan bazı etkileri test etmeyi amaçlayan Mousavi, Low ve Sweller (1995) tarafından lise öğrencileri üzerinde yapılan bir dizi araştırmada, görsel/görsel (yazılı metin/grafik) ya da işitsel/görsel (ses/grafik) biçimde içerik sunulmuştur. Araştırmaların sonuçları, işitsel/görsel olarak sunulan içeriğin görsel/görsel şekilde sunulan içeriğe göre daha etkili olduğunu göstermektedir.

Bu araştırma kapsamında yapılan dört deneyde öğrencilere şimşek çakmasının oluşumu ile ilgili öyküler dinletilmiş ve animasyonlar gösterilmiştir. Yapılan deneylerin üçünde gereksiz açıklamalar ve uyarıcı olan konu ile ilgisiz videoların kullanıldığı durumlardabilişsel yüklenme olduğu için hatırlama ve transfer puanlarının düştüğü görülmüştür.

Bu üç tür yükün, çalışma belleğinin kapasitesini aşmaması için öğretim tasarımcıları, konu dışı yükü azaltmak gerektiğini vurgulamakta ve bu noktada alternatif öğretim tasarımları ve süreçlerini önermektedirler. Konu dışı yük ve asıl yük yüksek olduğunda bu iki tür yük birbirinin üzerine eklendiğinden konu dışı yükü azaltmaya çalışmak oldukça önem taşımaktadır. Asıl yük düşük olduğunda ise konu dışı yükün düzeyi, bu iki tür yükün toplamı çalışma belleğinin kapasitesini aşmayacağından, daha az önem taşımaktadır.

Bilişsel yük teorisine göre bilgi nasıl sunulmalıdır?

  1. Metin olarak sunulacak materyalleri yazılı biçimde vermek yerine sözel olarak
    vermek gerekmektedir.
  2. Metin olarak sunulacak materyaller hem yazılı hem de sözel olarak birlikte
    verilmemelidir.
  3. Metin olarak sunulacak materyallerin yazılı biçimde sunulması gerekiyorsa
    renklendirme gibi özel işaretlemeler kullanılmalıdır.

Çoklu ortamlarda aşırı bilişsel yüklenmenin ortaya çıkmasına sebep olan durumlar, çözüm önerileri ve dikkat edilmesi gereken stratejiler aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

1. Görsel kanalda işlenmesi gereken bilginin görsel kanalın kapasitesini aşması durumunda aşırı bilişsel yüklenme gerçekleşir. Bunu engellemek için işlenmesi gereken bilgilerin bir kısmının görsel kanaldan işitsel kanala kaydırılması gerekir. Bu durum biçem etkisi olarak da adlandırılır. Yapılan araştırmalar, kelimelerin yazılı olarak sunulması yerine sözel olarak anlatılmasının öğrenme üzerinde daha etkili olduğunu göstermektedir.

2. Her iki kanalda işlenmesi beklenen bilginin bilişsel kapasiteyi aşması durumunda aşırı bilişsel yüklenme gerçekleşir. Bu durumu engellemek için;

a. Bölme: Sunulacak olan bilgi bölümlere ayrılmalı ve işlenmesi için uygun bir süre verilmelidir. Araştırmalar, öğrencilerin bölümler arasında geçişlerde kontrol sahibi olduklarında program kontrolünde ilerleyen bölümlere göre transferin arttığını göstermektedir.
b. Ön yetiştirme: Çoklu ortamlarda kullanılan bileşenlerin özellikleri ile ilgili ön yetiştirme sağlanmalıdır. Araştırmalar, öğrencilerin sistem bileşenleri ile ilgili isimleri ve özellikleri bildiklerinde başarılarının arttığını
göstermektedir.

Konular bölünmeli ve önemli detaylar işaretlenmelidir.

3. İşlenmesi beklenen önemli bilgi ve önemsiz bilginin bilişsel kapasiteyi aşması durumunda aşırı bilişsel yüklenme gerçekleşir. Bu durumu engellemek için;

a. Konu ile birebir bağlantısı olmayan detayları ortadan kaldırmak gerekir. Buna tutarlılık etkisi (coherence effect) de denilmektedir. Araştırmalar, gereksiz detayların ortadan kaldırılmasının transfer üzerinde etkili olduğunu
göstermektedir.
b. İşaretleme: Önemsiz detayları tamamen kaldırmak mümkün değilse, bu durumda önemli olduğu düşünülen ve işlenmesi gereken bilgiler için belli işaretlemeler kullanılarak öğrencilerin dikkatleri bu noktalara çekilebilir. Önemli bilgiler için farklı renklerin kullanılması ve sesteki vurgularla gerekli işaretlemeler sağlanabilir.

4. İşlenmesi beklenen (önemli) bilgi ve küçük ve önemsiz bilginin bilişsel kapasiteyi aşması durumunda aşırı bilişsel yüklenme gerçekleşir. Bu durumu engellemek için;

a. Aynı bilgiyi hem yazılı hem de sözel olarak sunmaktan kaçınmak gerekmektedir. Buna gereksizlik etkisi denilmektedir.
b. Resimlerle ilgili açıklama yapmak gerektiğinde, resim ile metni ayrı ayrı vermek yerine, vurgu yapılmak istenen yere kelimelerin yazılması daha uygundur. Bu durum bitişiklik etkisi (contiguity effect) olarak adlandırılmaktadır.

5. İşlenmesi gereken bilgilere ek olarak, farklı sunum şekillerinin ortaya çıkması durumunda bilişsel kapasitenin aşılması nedeniyle aşırı bilişsel yüklenme gerçekleşir. Bu durumu engellemek için animasyon ve sözel anlatımın arka arkaya
sunulması yerine eş zamanlı olarak sunulması gerekir.

Bu yazıdaki bilgiler GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 27, Sayı 2 (2007) 1-24 de ki “Çoklu Ortamlarda Dar Boğaz: Aşırı Bilişsel Yüklenme” makalesinden alıntılanmıştır. Makale kaynağında daha açıklayıcı bir şekilde yer almaktadır ve yazıda geçen ifadelerin (alıntı olanların) kaynakları yer almaktadır. İlgili makaleye buradan  ulaşabilirsiniz. Teknoloji destekli eğitim ve uzaktan eğitim yaygınlaştıkça daha çok dikkat edilmesi gereken bir konu bilişsel yük teorisi.

Bilişsel Yük Teorisi Nedir, Bir İçerik Nasıl Sunulmalı?” ile ilgili 1 görüş

  1. Galip

    Özetle sunumu boğma, renk uyumuna dikkat et. Kalanı da bu.

    Metin olarak sunulacak materyalleri yazılı biçimde vermek yerine sözel olarak vermek gerekmektedir.
    Metin olarak sunulacak materyaller hem yazılı hem de sözel olarak birlikte verilmemelidir.
    Metin olarak sunulacak materyallerin yazılı biçimde sunulması gerekiyorsa renklendirme gibi özel işaretlemeler kullanılmalıdır.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın