Komşumuzu ve İnsanlığı Sevmek Üzerine

Aşkın ya da sevginin kaynağı üzerine ciddi bir şeyler söylemek için özellikle evrimsel biyoloji ile ilgili ciddi incelemeler yapmak gerekir. Biyolojinin insan duygularını açıklamada bu kadar önemli olmadığı zamanlarda eros, agape ve philia şeklinde bir ayrım vardı. Bu yazının konusu insanlığa karşı duyulan genel bir sevgi. İnsanı insan olduğu için sevmekten bahsediyorum. Yunus Emre’nin “Yaratılanı severim yaratandan ötürü.” sözü gibi. İnsanın doğuştan iyi ve sevgiye layık olduğu kabülüne dayanan bir söz. Soyut bir insanlık sevgisi. Hiç bilmediğimiz bir coğradyadaki hiç tanımadığımız o insanlara yönelik sevgi. Hatta Hristiyanlıkta Tanrının en önemli ikinci buyruğu insanlığa karşı öyle alelade bir sevgiden değil, komşunu kendin gibi sevmen gerektiğinden bahseder.

İnsanlık sevgisinin ne olduğuyla ilgili fazla açıklama yapmamın nedeni bu konuyu kafamda somutlaştıramıyor olmam. Bütün insanları sevmek denilen şeyin o kadar büyük görünen bir iddia olmasına karşın pratikte çok çok az mümkün olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kendin gibi sevmek bir yana insanın insana nötr kalabilmesinin bile bir erdem olduğunu zannediyorum. Biraz da anlamsız bir konuymuş gibi görünüyor. Birisinin bize aniden, “İnsanları seviyor musun?” diye sorduğunu düşünelim. Makul cevap bunun üstüne düşünmedim ya da kimilerini seviyorum kimilerini sevmiyorum olacaktır. Bazı sorular asıl soruyu sormadan önceki yan sorulardır. “İnsanlığı seviyor musun?” sorusu esasında “İnsanların iyi olduğunu düşünüyor musun?” sorusunu kasteder.

İnsanlar iyi midir, dahası sevilmeye layık mıdır? Bu sorunun cevabı zannediyorum insanın deneyimleri ile yakından ilgilidir. Eğer kalabalıkların ilgisini sevgisini kazanmış bir oyuncu ya da müzisyenseniz insanlığın geneline karşı olumlu bir bakış kazanmış olmanız olasıdır. Bu sevgi kendin gibi sevmek derecesinde bir sevgi değildir ama yine de sevmeniz olasıdır. Diğer yandan bulunduğunuz sosyo ekonomik durum gereği sürekli insanın insanla uğraştığı bir yerde yaşıyorsanız ya da kalabalıklardan tek gördüğünüz şey kazıklanma, dışlama veya küçümseme ise insanların çok kötü olduğunu düşünebilirsiniz. Bu tamamen toplumsal deneyimlerimizle ilişkilidir.

Ötekini sevmek mümkün mü?

Bizim dışımızdaki birilerini sevmek çok zor olabilir. Çoğu zaman ortada gerçek bir sebep olmasına bile gerek yoktur. Farklı takım, farklı ten rengi ve farklı din birini sevmemek için yeterli olabilir. Kafamıza örtü sirkeleyen, tepemizde tepinen bir komşuyu sevmek bir yana nötr olmak bile çok zor olacaktır. Hele ki ortada ciddi bir problem varsa bu sevme işi tamamen imkansızlaşabilir. Örneğin İsrailler Filistini ya da Filistinliler İsraili sevebilir mi? Bırakın sevgiyi insanlığa yaymayı kendi ailemize, komşu ve akrabalarımıza bile yaymak çok zor olabilir. Hatta nefret etmek sevgi duymaktan çok daha kolay olabilir. Neticede “öteki” bizim hakkımız olan hazzı bizden çalan kişidir. James Bond gibi bakma gerekçesiyle kavga haberlerini hatırlayalım.

İnsanın başkalarını sevmektense sevmemesinin çok daha kolay olduğunu söyledim. Deneyimlerimizden de biliyoruz ki birileriyle arayı bozmak ve mesafe koymak çok olağan. Bu doğal güdü devlet ve medya tarafından bir hedefe yönlendirildiğinde yani meşrulaştırıldığında ise nefret etmenin sınırı yok. Toplumlar savaşa bu nefret ile hazırlanır ve geçmiş insanlık onurunun hiçe sayıldığı yüzlerce olayla doludur. Kendi hayat deneyimlerimize baktığımızda sevginin değil nefretin ağırlığını görüyoruz. Tarihe baktığımızda toplumların deviniminde nefretin sevgiden daha güçlü bir motivasyon olduğunu görüyoruz. Peki öyleyse neden hala insanları sevmek, insanlığı sevmek gibi bir sloganın peşinde koşuyoruz?

İnsanlığı sevmeliyiz çünkü tek kurtuluşumuz bu. Elbette insanlığı sevin diye öğüt verenler bunun ne kadar zor olduğunu biliyorlardı. Onlar da gündelik deneyimlerinde bunun ne kadar zor olduğunu görüyorlardı. Bu zor olan şey gerçekleştiğinide ya da kısmen gerçekleştiğinde dünyayın iyiye gitme ihtimali olduğunu da görüyorlardı. Sorumu tekrar sorayım. İsrailliler Filistinlileri sever mi? Ya da Filistinliler İsraillileri? İsrail Filistin ikilisini istediğiniz iki birbirini sevmeyen özne ile değiştirip aynı soruyu tekrar sorun. Cevap hayır olacaktır. Birbirlerini sevmeyecekler ve birbirlerinden nefret etmeleri çok daha kolay. Fakat bir şeyler değişecekse, barış gelecekse zor görünenin gerçekleşmesi gerekiyor. İnsanlığı sevmek gerekiyor. Buna inanan İsrailliler ve Filistinliler değiştirebilir bir şeyleri.

Komşumuzu sevmek de insanlığı sevmek de zor. Sadece bir sloganmış gibi görünüyor. Yine de bu gerçek olduğunda hem hayatımız hem de dünya daha huzurlu bir yer haline gelebilir. İnsan doğal olanın dışında prensipler oluşturma gücüne sahip bir canlı. Platon’un soylu yalanı gibi “agape” kavramı. Altın ruh, gümüş ruh ve bronz ruh olduğuna insanları inandırarak erdemli bir devlet oluşturmak istiyordu Platon. Agape belki başka bir soylu yalan belki de münkün bir şey. Platon’un soylu yalanından daha zor ayırt etmesi.

Bir Cevap Yazın

Diğer 1.076 aboneye katılın