Köprüler Neyi Birleştirir?

Eskiden beri gittiğim yerlerde gördüğüm ilginç köprüleri keşfetmekten hoşlanırım. Önce gördüğüm beş köprüyü anlatmayı düşündüm. Fakat kısa süre sonra bu köprüleri ilginç kılan şeyin biçimleri değil, temsil ettikleri birleştirme iradesi olduğunu fark ettim. Köprünün tikelini değil tümelini bilmek gerekir sanırım. Dahası, “Benim Adım Kırmızı” romanındaki nakkaşın resmettiği ağaca hak veririm. “Çünkü üstadım nakkaş, bir ağacın kendisini değil, manasını çizmek istedi.” Bu yüzden yazı bu haliyle hemen hepimizin görmüş olduğu bir köprüyü de asla göremeyeceğimiz dünyadaki yüzbinlerce köprüyü de kapsamış olsun.

Köprü toplumların mimari ve mühendislik becerilerini ortaya koyar. Belki bundan da önemlisi, köprünün kime öncelik verdiği ve hangi işlevle kullanıldığı köprünün iki yakasını birleştiren irade hakkında bize bir şeyler söyler. Bir köprü coğrafi zorlukları aşmak için yapılmış beton parçasından öte bir şeydir. Köprünün birleştirdiği iki yaka arasında coğrafi anlamda bir bağlantı ya da bağlanma zorunluluğu yoktur. Bu iki yakanın aynı bütünün parçaları olarak görülmesinin nedeni coğrafyaya yönelik siyasi bakıştır. Köprü bu anlamda iki yakayı birleştirme iradesini de temsil eder. İki yakayı birleştiren insan iradesidir. Artık kullanılmayan köprüler, bir zamanlar zorunlu görülen bağlantıların tarih içinde önemini kaybedebildiğini gösterir. Çok önemli köprülerin bile zamanla işlevini kaybettiği için yok olabileceği unutulmamalıdır.

Köprünün birleştirdiği iki yakanın birleşme nedeni kadar nasıl birleştiği de bize ipuçları verir. “Ortam mesajın kendisidir” kuralı elbette köprüler için de geçerlidir. Köprünün ortaya çıkış sebebi köprünün kime öncelik vereceğini de belirler. Köprü önemli bir lojistik bağlantı üzerindeyse yayaları tamamen göz ardı edebilir. Dolayısıyla köprü sermayeyi birleştirmiş olur. Köprü bir nehir üzerinde iki mahalleyi birleştiriyorsa tarafların birlikte yaşama iradesini birleştiriyor olabilir. Bazı köprüler zamanında yapılmış fakat artık kullanıma kapalıdır. İşlevini yerine getirmemektedir. Yerine yenisi yapılmadıysa ya da başka bir çözüm bulunmadıysa bir köprünün artık kullanılmaması ne anlama gelmektedir? Bunun yanında savaşlarla yok olan fakat tekrar onarılan köprüler vardır. Yeniden yapılırken daha iyi şekilde yapılır. Bu köprüler birleşmenin, toparlanmanın, zaferin ve birlikte yaşama iradesinin sembolü haline gelirler.

Köprü kime öncelik verir?

Belediye köprü yaptırmayınca halkın kendi parasıyla yaptırdığı köprü örnekleri vardır. Siyasi iradeye bile ihtiyaç duymayan mutlak halk iradesinden doğan bir köprü. Bu köprü elbette benimsenme derecesi çok yüksek bir köprü olabilir. Halk orada kendi ortak ihtiyaçlarının yansımasını görecektir. Muhtemelen bu köprü ileride insanların fotoğraf çektirdiği ya da kilitler taktığı kamusal sembolik köprülerden biri olacaktır. Sevgi ve bağlanma temasla artar. Yayayı dışlayan köprüler insanların kalbinde muhtemeldir ki yer tutamayacaklardır. Kimi köprüler ise şehri denize daha doğrusu deniz turizmine açar. Bu yüzer köprüler için öncelik yatlardır. Yatlar geçeceği zaman yaya trafiği durur. Yayalar bekler yat geçer sonra köprü tekrar yayaların geçeceği hale gelir. Köprü, yürüyen çoğunluğu durdurup ayrıcalıklı azınlığa yol verebilir.

Bazı köprüler iki yakayı birleştirme hedefinin de ötesine geçer. Bu köprüler iki yaka arasında bir geçiş sağlamaz, mekanın kendisine dönüşür. O yerin bir parçası olur ve sadece köprüye gitmek için bireyler harekete geçebilir. Bu köprüler üzerinde onlarca dükkan barındırır. İki farklı yaka olduğu bile unutulur bu köprüyle. Bu köprüler elbette mükemmel yaya köprüleridir. Böyle bir köprünün yenilenmemesi ve yok olması bize ne söyler? Buradaki yaşamın kısırlaşmaya başladığını ve bölgenin lojistik ve ticari öneminin darbe aldığını söyleyebilir. Peki böyle bir köprünün yıkılarak yerine otoban köprüsü yapılması bize ne söyler? Buradaki yaşamın insan merkezli olmaktan uzaklaşacağını, bölgenin gelişeceğini ama insan için değil sanayi ve ticaret için gelişeceğini işaret edebilir.

Son olarak bir köprünün yaya trafiğine kapanmasını ele alalım. Bir köprünün yaya trafiğine açıklığı onun uzunluğu genişliği ya da başka bir şeyle ilgili değildir. Bütün köprüler teknik olarak yayalara açık olabilir. Yayaya açıklık durumu iki yakayı birleştiren iradenin köprünün işlevine yönelik beklentisiyle ilgilidir. Güvenlik, lojistik ve ticaret önceleniyorsa hatta belki yayadan daha çok önceleniyorsa yaya köprüden dışlanabilir. İstanbul’daki köprülerle benzer özelliklere sahip olup en başından beri yaya ve bisiklet trafiğine açık olan çok önemli köprüler vardır. Köprünün yaya ve bisikletlilere kapalı olması teknik bir zorunluluk değil kurumsal bir tercihtir. İstanbul söz konusu olduğunda denklemde yoğun bir deniz trafiği, E5 gibi bir otoban var fakat köprünün eskiden yaya trafiğine açık olduğu hesaba katılırsa sorun hala teknik olmayabilir.

Bir köprünün manası nedir? Köprünün manası zannediyorum araç olmaktan çıkıp mekana dönüşmesidir. Anılar ve ortak hafıza birikir köprüde. Böylece köprü altyapı olmaktan çıkıp coğrafi olarak bulunduğu yeri aşarak insanların kalbinde yer kazanır. Köprü yalnızca bir şeyi taşımaz; tasarımıyla neyin taşınmaya değer olduğunu da ilan eder. Bir köprüde otomobiller için altı şerit varken yaya için bir şerit bile yoksa bu bir öncelik hiyerarşisi olarak değerlendirilebilir. Başlıktaki soruya cevap vererek bitireyim. Bir köprünün neyi birleştirdiğini anlamak için iki yakasına değil, üzerinden kimin geçebildiğine bakmak gerekir.

Bir Cevap Yazın

Şiraz Duvarı
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.