Kredi Kartıyla Savaşmak ya da Yarı Sosyalizm

Tarih tekerrür etmez ama kafiyelidir. Geçmişteki büyük toplumsal olaylar ya da borsa çöküşleri ve fırsatlar aynı şekilde tekrarlanacak değildir fakat birbirlerine benzeyeceklerdir. Afganistan, Irak, Suriye, Ukrayna derken son olarak İran’da başlayan savaş da bölgeye ve dünyaya maliyet olarak dönecektir. Savaşın getirdiği kazançlar bireylere giderken ortaya çıkan maliyetler sosyalleştirilecektir. İki denk gücün birbiriyle savaşması iki tarafın tüm kaynaklarını eriten, kazananın Pirus zaferi kazandığı bir savaştır. İki tarafın birbirine denk olmadığı savaşlar tüm kaynakları eritmese de farklı tür maliyetler ortaya çıkarır ve savaşan tarafları kırılganlaştırır. 

ABD/İsrail ve İran savaşı gibi iki tarafın eşit olmadığı ama taraflardan birinin çok zayıf da olmadığı bir savaş bol bol asimetrik maliyet ve ertelenmiş maliyet üretir. Savaşın bölgeye getirdiği istikrarsızlıktan öte binalar, limanlar, enerji kaynakları ve fabrikalar vurulmaya başlandığında ortaya büyük bir tehlike çıkar. Borsa önemli değildir. Borsa o kadar önemli değildir ki savaş başladığında en çok bombalanan İsrail’in borsası %5 yükselebilir bile. Reel ekonomi çökerken piyasaların yeşil olması dünyada yarı sosyalizmin işlediğinin bir kanıtı olarak görülebilir. İran’ın elli bin dolarlık drone saldırısını savunmak için 3 tane bir milyon dolarlık füze atılıyorsa ve hala engelleme başarısı %100 değilse savaş uzadıkça ortaya katlanılamaz bir maliyet çıkacak demektir. Savaş uçağı maketlerinin ve resimlerinin milyonlarca dolarlık bombalarla başarıyla yok edildiğini görüyoruz. Olan biten bu. Yıllarca binlerce insanın emeğiyle ortaya çıkan şehirler iki ayda yaşanılmaz oluyor.

Zenginliği inşa etmek çok zor ama onu kaybetmek çok kolay. Hem atılan bombaların hem yıkılan binaların maliyeti insanların emeği. Bunca savaştan sonra artık iyi biliyoruz ki savaşlar uzuyor. Savaş bitse bile yeni sorunlar ortaya çıkıyor. Sürekli artan lojistik maliyetler çok değerli savunma sanayi ürünlerinin bombalamalar neticesinde kaybolması vs derken aslında olan biten birilerinin parasının yakılmasıdır. Savaşlardaki insan kayıpları artan maliyetler ve savaşa gittikçe azalan destek ve kamuoyu baskısı yöneticileri durdurmaya her zaman yetmiyor. Zorba devlet daha zayıf bir devlete saldırdığında diğer büyük devletler önlemlerini arttırıyorlar. Hobbesçu tuzak işlemeye başlıyor. Bu bir savaş çıkacak olsun ya da olmasın daha fazla maliyet demek. Bir marka nasıl rakibinin verdiği her reklam için bir reklam hatta iki reklam vermek zorundaysa bir devlet de rakibinin ürettiği her silah için bir hatta iki silah üretmek zorundadır.

Asimetrik maliyetten ertelenmiş maliyete

Savaşlarda harcanan tüm bu paralar özellikle başkasının bir birimi için yüz birim harcanan paralar asimetrik bir maliyet yaratıyor ve kaynakların kullanımı açısından bir kara delik ortaya çıkıyor. Bu asimetrik maliyet sorunu şimdiye kadar bedeline katlanılmış bir parayla çözülmüştü. Füzeler, uçaklar, radarlar vs zaten savaştan önce hazırdı. Savaşla birlikte bunların yerine konulması hatta daha da fazla üretilmesi gerekiyor. Bunları yapacak bir para olmadığı için ve bunlar elbette yapılacağı için devletler adeta kredi kartı ile para harcar gibi bedeli sonradan ödenmek üzere borca girerler. Böyle olunca doğal olarak asimetrik maliyet ertelenmiş maliyete dönüşür. Henüz ortada görünmeyen fakat sonra halka enflasyon olarak dönecek büyük bir para yakımı daha doğrusu para da olmadığı için kredi kartıyla savaşma hali mevcuttur. Savaşın sonunda halkı bekleyen şey pahalılık ve ücretlerin azalmasından başka bir şey değildir.

Örneklerin güncel olması açısından ABD’nin Vietnam, Afganistan ve Irak Savaşlarından sonraki enflasyonunu karşılaştırmak işe yarar. Savaş için harcanan paranın hesaplanması enflasyon kadar fotoğrafı aydınlatmaz. Savaş öncesi ve sonrası enflasyonu karşılaştırarak ABD’nin ne kadar halkı fakirleştirdiği daha iyi anlaşılır. Savaş bittiğinde petrol gelirleri ya da savunma sanayi şirketlerinin karları artabilir. Bir şekilde bu savaştan kazanç sağlamış başka birileri olabilir ama ortaya çıkan enflasyonu göğüsleyecek olan halktır. Karlar birilerine gider ama zarar halka yayılarak sosyalleştirilir. ABD’nin Vietnam Savaşı sonrası enflasyonu %1-2 lerden %10’un üstüne çıkmış. Rusya’nın Ukrayna Savaşı öncesi enflasyon %8,4 iken sonrasında %17.8’e çıkmış. Daha sonraları ABD enflasyonu birden yükseltmeyip zamana yaymak için kredi kartıyla savaşmaya başlamış. Bu veriler Gemini verileri fakat aynı zamanda resmi veriler. Savaşın bir yönü de psikolojik savaş olduğu için çok kısa sürede sonlanmayan bir savaşın maliyetinin halk için %20 fakirleşme olduğunu varsaymak yanlış olmayacaktır. Elbette enflasyon tek başına savaşın sonucu değildir; ancak savaş, mali baskının hızlandırıcısıdır.

Günümüzde neredeyse her coğrafyada savaşların devam etmesi daha fakir bir dünyaya gittiğimizin işareti olarak okunabilir. Ekonomik büyüme herkes için değil. Dünyada ev sahibi olma oranları düşerken emeklilik yaşı sürekli yükseliyor. Yapay zeka bir üretim devrimi yapmazsa ve savaşlarda reel ekonominin yapı taşı binalar, barajlar, fabrikalar ve limanlar yok olmaya devam ederse finans oyunları da durumu toparlayamayacak. Piyasalar ne kadar yeşillerle dolu olursa olsun, borsa rekorlar üstüne rekorlar kırıyor olsun sonuç değişmeyecektir. Kapitalizm yarı sosyalizme dönüşürken insanlık daha da fakirleşmeye devam edecektir. Her yıkılan şehir kalan şehirlerin cazibesini arttırırken geriye daha tehlikeli bir dünya bırakıyor. Devletlerin elinde ise silahlanmaktan başka çözüm ne yazık ki yok.

Bir Cevap Yazın

Diğer 237 aboneye katılın
Şiraz Duvarı
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.