Scott Alexander isimli birinin Molek üzerine düşünceler isimli 2014 tarihli bir yazısını okudum. Okumakla kalmayıp Claude (Sonnet 5.5) ile üzerine konuştum. Yazıyı güzel yapan hala güncel olması. Yazar bazı örnekler üzerinden kolektif kötülüğün ya da işe yaramazlığın nasıl da kaçınılmaz olduğundan ve bunu çözmenin zorluklarından bahsediyor. Bir çözüm önerisi de var. Yazının başlığının Molek olmasının nedeni Ginsberg’in Howl şiirine yapılan gönderme. İlgili şiirde şair, Eski Ahit’in çocuk kurban edilen Tanrısı Molek’i endüstriyel kapitalizm olarak görür. İnsanlar çocuklarını Molek’e kurban ettiği gibi kapitalizme feda etmektedir. Kot taşlama fabrikalarında ölenler, göçen madenlerde ölenler halen Molek’e kurban edilen çocuklardır. Bu put varlığını halen sürdürmektedir ve sonsuza kadar sürdürecektir. Çünkü kendini sürdürme mekanizması kusursuzdur.
Scott’un örnekleri başlangıçta yok olmamak için yapılan hamlelerin dünyayı nasıl daha kötü bir yer yaptığı ile ilgilidir. Bir gölde bazı çiftlikler atıklarını göle boşaltarak diğerlerinin önüne geçer. Böylece atıklarını göle boşaltmayan işletmeler zamanla geri kalacağı için hepsi atıklarını göle boşaltmaya başlar ve göl ölür. Başka bir örnek iyi okul bölgesinden ev almak isteyen çiftlerle ilgilidir. Daha iyi ev için diğer eş çalışmaya başlar ve avantaj sağlar. Bunun üzerine diğer eşler de çalışmaya başlar ve sonuç olarak sadece evler daha pahalıya alınır olmuştur. Başlangıçta sağlanan avantaj yok olmuş çiftler yorulduğuyla kalmıştır. Devletler arasındaki silahlanma yarışı da benzer bir sorundur. Herkes diğeri silaha yatırım yaptığı için yurttaşların refahı için harcayacağı parayı güvenlik kaygısına yatırırlar. Buradaki ortak mekanizma diğerlerinin yaptığını yapmamak sonunda yok oluşa neden olacağından kolektif kötülüğün ya da anlamsızlığın bir parçası olmaktır.
Molek mekanizmasını yazarın örnekleri dışında geliştirirsek günlük hayatın her yanına sızmış bir mekanizma karşımıza çıkar. Öğrenciler YKS’de başarılı olmak için özel dersler alır kurslara giderler. Geri kalmamak adına diğer öğrenciler de aynısını yapar ve sonuç zorlaşan sorular ya da daha yüksek netlerle benzer sıralamaların ortaya çıkmasıdır. Spor kulüpleri en iyi oyuncular için bütçelerini aşan harcamalar yaparlar. Geride kalmamak için diğerleri de aynısını yapar ve sonuç mali çıkmazdır. Daha düşük ücretle daha kötü koşullarda işçi çalıştıran avantaj elde ederse çalışma hayatı kötüleşir. Devletler yatırım çekmek için vergi indiriyorlar ve zincirleme olarak bütün devletler daha az vergi alır hale geliyor. Başlangıçta avantaj sağlayan durum daha sonra herkesin standardı oluyor. Bir maç izlerken ayağa kalkanlar başta avantaj elde ediyor ama herkes ayağa kalktığında başlangıç durumuna dönülüyor. Üstelik oturmanın konforu feda edilmiş oluyor.
Molek değil Dionysos
Molek mekanizması üzerine düşünürken şunu fark ediyoruz aslında; mekanizma şeytani değildir. Başlangıçta öne geçiren fakat sonra bizi başlangıç noktasına getiren bu durum şeylerin olma biçiminin yasalarından biridir. Bir benzinci tuvaletlerini temiz tuttuğu için zamanla hepsi temiz tutmak zorunda kalacaktır. Buradaki mekanizma da Molek mekanizmasıdır. Bir ürün ya da hizmet tasarımıyla ya da kalitesiyle öne çıkabilir. Bu ürün ve hizmet diğerlerini de sürükler. Bir iş yeri çalışanlarına özel sağlık sigortası yaptığı için diğerlerini de sürükleyebilir. Molek’in motoru seçilimdir. Sonucu belirleyen şey neyin seçilip yayıldığıdır. Zehir ve ilaç aynı mekanizmanın ürünü. Dahası zehir ve ilaç aynı şey. Otomobillerin mesafeleri kısaltması şehirlerin daha geniş bir alana yayılmasına neden oldu. Ulaşım için geçen süre artmış bile olabilir. Ev aletleri temizlikte geçen süreyi gerçekten kısalttı mı yoksa standartları mı yükseltti? Anında duş alabileceğimizi bilmek duşa girme eşiğimizi çok aşağılara çektiği için başlangıçtaki fayda yok olmuş olabilir mi?
Sorun şeytani bir Molek mekanizması olmayabilir. Bir araç belli bir eşiği geçince artık kendini baltalamaya başlıyor. Bu Molek’ten daha büyük bir şeydir. Bu Dionysoscu hakikatin gün yüzüne çıkışıdır. Teknikteki her ilerleme insan olmanın duvarına çarpar ve kendi sorununu yaratır. Scott’ın Molek’e karşı, rekabetin insan değerlerini sürekli aşındırmasını önlemek için bütün evreni ve insani değerleri gözeterek düzenleyebilecek bir Gardener (Bahçıvan) fikrini savunur. Molek kadar güçlü ve onun karşısındaki bir Tanrı. Bu Bahçıvan insani değerleri koruyan bir yapay süperzeka olabilir. Bu bana bir çözüm gibi gelmiyor çünkü sorun kaynağa kadar takip edilemiyor. Çok büyük ihtimalle yazar bu dediğime katılmazdı fakat sorun Molek değil Dionysoscu hakikattir.
Yapay süperzeka teknikteki ilerlemenin son merhalesi olarak karşımıza çıkacaksa bir o kadar da şiddetli bir karşı gerilim yaratacaktır. Teknikteki her ilerleme insan olmanın duvarına çarpar. Bahçıvan tekniğin zirvesiyse, duvara en sert o çarpar. Aslında ortada çözülecek bir şey de yoktur. Var oluşun diyalektiği böyle akar ve bu zıt dalgaların çarpışmasında yaşam dediğimiz şey ortaya çıkar. Bahçıvan, çözülmemesi gereken bir şeyi çözmeye çalışıyor. Bireysel ya da toplumsal ilerlemeler yaşadığımızı düşündüğümüz zamanlarda, arkamıza dönüp cesaretle şu soruyu sorabilmek önemlidir belki. Başlangıçtan ne kadar uzaktayız? Bir arpa boyu yol almak ifadesi ilginç bir ifadedir çünkü sıfır demek değildir. Bununla beraber onca emek ve çabanın da pek karşılığının olmadığının ifadesi olabilir.


Bir Cevap Yazın